Bünyamin Kaptan ve Eşi Börte Özdemir Martha Stewart ta

Balayı rotamız  Martha Stewart Wedding Türkiye Dergisi İlkbahar-Yaz 2016 sayısında yer aldı. Buda güzel bir hikayedir.

Herkes sizi unutmuş, sizin varlığınız yokluğunuz artık kimsenin umurunda değil..

Deniz sizden en çok da zamanı alıp götürüyor

Denizde ne yaptığınız, nasıl olduğunuz, aç, tok, hasta… kimsenin umurunda değil.

  • Sizi tanımayanlar için bir kaç basit soruyla başlamak istedik. Bünyamin Özdemir kimdir, kaç yaşındadır, nerede yaşar, denizle nasıl tanışmıştır?

1986, Ankara doğumluyum ama İstanbul’da büyüdüm. Denizinin güzelliği, boğazı, adaları… böyle bir şehirde büyüyüp denize aşık olmamak mümkün değildi tabi. Dolayısı ise deniz sevdam küçüklüğümden geliyor diyebiliriz. Çok sevdiğim ve şuan aynı şirkette kaptanlığım bir arkadaşımla beraber çıktık bu yola. Yaklaşık 12 senedir beraberce, omuz omuza dalgalarla boğuşuyoruz.

Denizde olmadığım zamanlarda İstanbul’da Tuzla’da yaşıyoruz. Yeni evliyim; eşim ve minik köpeğimizle karada yeni bir düzen kurmaya çalışıyoruz bu aralar. Eşimle gezmeyi ve üretmeyi seviyoruz. bb.traveller adında bir instagram sayfamızda var. Dünyayı gezip, fotoğraflarımızı burada paylaşmaya başladık. Bakalım, yıllarca gemiz ile deniz üzerinden gitmediğim yer kalmamıştı. Şimdi havayolu ile farklı bir seyahatin kapısını açtım kendime.

  • Sizi benzer yaştaki, benzer işi yapan, benzer konumdaki kişilerden farklı kılan nedir?

Benimle aynı dönemde okuyan ama sonrasında ilk seferinde bırakan veya denize çıkmayan arkadaşlarım oldu. Deniz, aile bağları kuvvetli olan, geride bırakacağı sevgilileri, eşleri olanlar iin zordur. Dedim ya, benim deniz sevdam çocukluktan başladı diye…Benim aile bağlarımın çok kuvvetli olmaması ve arkamda bıraktığımda üzüleceğim birinin olmaması bu hayalimi gerçekleştirmemde bir adım oldu aslında. Ben çoğu meslektaşımın aksine çok uzun süreler karaya ayak basmadan çalışabildim.

Bir denizcinin karada bekleyeni yoksa eğer ve aile bağları zayıfsa onu denizlerden almanız imkansızdır. Deniz onun için bahşedilmiş en güzel yerdir. Benimde öyle oldu. Yıllardır aynı şirkette aynı isimlerle omuz omuza çalıştım. Bu süreçte çok değerli insanlar kattım hayatıma. Deniz beni ailemden ayırmadı, bana bir aile verdi diyebiliriz aslında. Şuan dönüp 12 yılıma baktığımda iyi ki hayatıma giriş dediğim bir sürü dostum, abim, ablam, kardeşim oldu. Demem o ki; o kadar bütünleştim ben denizle, mesleğimle hiç şikayet etmeden emek verdim bu mesleğe.  E buda meslek hayatında başarılar getirdi tabi bana…  Yıllardır aynı şirkette tek bir kötü anım olmadan bugünlere kadar geldim.

  • Ailenizi, en güzel gününüzü dümensuyu okurlarıyla paylaşır mısınız?

Annem ve babam ben ilk okuldayken ayrılmışlardı o zaman birde ablam vardı ve biz çok küçüktük. Daha öncede belirttiğim gibi biraz kopuk bir aile yaşantımız vardı. Ama onlar benim için çok değerlidir keza bende onlar için. Evlilik konusunda da daha çok yeniyim. Henüz 1 senemiz bile olmadı hatta. Tabi bu sürenin çoğunu denizde geçiriyor ve hatta sizin sorularınızı da şuanda ABD seferindeyken cevaplıyorum.

29 yaşıma kadar hiç evleneceğimi düşünmezdim : ) Senenin 9-10 aynı denizde geçirip karaya indikten sonra sudan çıkmış balık gibi 2 ayda kendime zor gelir karaya anca adapte olurdum daha sonra yine gemiye çıkma telaşı hazırlıkları derken zaten biriyle tanışma fırsatı olmuyor insanın. Olsa da 1 ayda tekrar gemiye çıktığınızdan bir ilişki yürütmek oldukça zor oluyor. Nitekim yine öyle zamanlardan birindeydim.Denize çıkmama bir ay var ablamın doğum gününde eşimle tanışma fırsatım oldu. Denizci eşi olmak çok zordur. Güçlü olmak zorundasınız, yeri geldiğinden erkek gibi olmak yeri geldiğinde bayan olmak zorundasınız. Her işinizi kendiniz halledebilmelisiniz. Akıllı, bakımlı ve bilgili olmak zorundasınız. Hayatla sıkı pazarlık içinde olmalısınız. Benim eşimde böyle biri işte çok sıkıntılar çekti çok zorlu dönemler atlattı hepsinin üstesinden gelebildi ve beni hiçbir zaman yarı yolda bırakmadı aksine beni ayakta tutmak için hep kendinden verdi.

Nitekim bu anlattıklarımdan yola çıkarsak en güzel günümüz “düğünümüzün olduğu gün” demem şaşırtmaz sizi. Yine denizden kopamadığım nikah kürsüsüne bile denizden bir tekne ile geldiğimiz bir düğün düşünün. Yanımda ailem, sevdiklerim ve deniz… Tüm hayatımı adadığım ve gördüğümde hiç bir anlam yükleyemedigim deniz kabukları, yıldızları, iskele ve denizle alakalı pek çok şey düğün konseptimiz olarak o gün benimleydi. Bu güzel günümüzü deniz teması ile tam bir rüyaya dönüştürmüştük. Üstelik tüm organizasyonu eşim üstelenmiş, tüm temayı hazırlamıştı. (Zaten kendisinin bblogevents adında bir organizasyon şirketi var) Beraber planladığımız hayat beni eski alışkanlıklarımdan koparmıyordu. En sevdiklerim, eski hayatım ve yeni hayatımın başlangıcı. En güzel günüm bugündü…

  • Denizde geçirdiğiniz en güzel günü bize anlatır mısınız?

Biraz basit olacak belki ama ben denizde geçirdiğim her güne en güzel gün olarak bakıyorum. Çünkü benim kendimi bulduğum, dinlediğim, tanıdığım, yetiştirdiğim, hayatla mücadele etmesini öğrendiğim tek yerdir ve bunun için denizde geçirdiğim her gün benim için özel ve güzeldir.

  • Denizde geçirdiğiniz en kötü günü bize anlatır mısınız?

Canımdan çok sevdiğim aynı zamanda sınıf arkadaşım dostum kardeşim dediğim kişiyle ilk defa aynı gemide çalışma fırsatını bulmuştum. Her şey çok güzeldi iyide anlaşıyorduk. Bir gün Güney Afrika limanında Richards Baydan İskenderun limanına sefer bağlandı ve İskenderun limanına yaklaşık 6-7 saat kala hayatımın en kötü haberini aldım. Bu yola beraber çıktığım ve bu gemide ilk seferimizi yaptığımın dostum babasını kaybetmişti. Bu haberi de uygun zaman ve saatte ona söyleme görevi bana verilmişti. Vardiyamı kardeşime teslim ettim 3 saat kalmıştı yanaşmaya ve ben yüzüne bakamıyordum. Gözlerimi dolu dolu gözlerine bakamıyordum, yanından uzaklaşıyordum. Neyin var neden böyle davranıyorsun dediğinde içimde yanan ateşi ona nasıl söyleyeceğimi bilemiyordum. Nitekim yanaşma manevramız bitti ben o arada şirket ve gemi kaptanına tüm bilgileri vererek gemiden ayrılması işlemlerini yaptırıp, uçak biletine varıncaya kadar ayarlardım. Manevra bitti kaptan beni çağırdı anlat durumu dedi bana. ama böyle bir haberi ben veremedim ona, uzaktan dinlemek düştü netice de bana…Bütün olanları öğrendiğinde can dostumla birbirimize bir sarılışımız vardı, içimiz bir yanıyordu bunları kelimelerle ifade etmem zor… İkimizin gemiden ayrılması söz konusu bile değildi ben kaldım kardeşim gitti. Böyle geçen bir kontrat benim denizde yaşadığım en kötü en, acı olayıdır.

  • Yaşayamadığınız için pişmanlık duyduğunuz ne var?

Yaşayamadığım için pişmanlık duyduğum şeyi aslında evlenince anladım. Seneler çabuk geçiyor , kendimi bu denli denize bağlamam ,karaya yönelik hiç bir planımın olmaması tek pişmanlığım. Çünkü karaya odaklandığınızda bu açığın farkına varıyorsunuz. Herkes sizi unutmuş, sizin varlığınız yokluğunuz artık kimsenin umrunda değil. Bir çok arkadaşınız sizin paranız için var; denizde ne yaptığınız, nasıl olduğunuz, aç, tok, hasta… kimsenin umrunda değil.

Evlendiğinizde artık onlarda bir bir temizleniyor hayatınızdan çünkü artık o eski denizci yok bu mesleğe yeni atılanlara da bu vesile ile bir tavsiye vereyim; deniz sizden en çok da zamanı alıp götürüyor. bu zaman sonunda da bir gün karada bir düzen kurmak kaçınılmaz. Bu düzeni rahat ve konforlu kurabilmeniz için bazı birikimleri yapmayı, önlemleri almayı öğrenin. Denizden gelen zor kazanılıyor, değerini kazanandan başkası anlamaz. Kolay gelir ama değildir…

 

  • Bize sevdiğiniz bir hikaye anlatır mısınız?

En sevdiğim hikaye olarak eşimle balayında geçirdiğimiz anlar diyebilirim. Aslında defalarca gitmiş olduğum sularda sanki ilk defa gitmişim gibi heyecanlıydık. Phuket adalarında gezdiğimiz bir gün maymunları ziyaret etmiştik ve onları fıstık ile beslemeye başlamıştık. Kafamda takılı olan gopro da denizde kaybolmaması için sarı renkli bir şamandıra vardı. Aslında o an hiç aklımıza gelmedi ama galiba bu şamandıra muza benziyordu:) Benziyordu ki fıstık verdiğim küçük maymun bir anda olduğu yerde havalanıp bu şamandıra ve dolayısıyla kamerayı kaçırmaya çalıştı. Anlık bir refleks ile bunu engelledim ama neredeyse tüm gezimizi kaydettiğimiz fotoğraf makinası küçük bir maymun tarafından kaçırılacaktı. Sanırım anlatırken ve hatta videosunu izlerken en çok güldüğüm hikaye bu. Ayrıca onca sene sonra ilk defa kendim ve eşim için bir rota çizmiştim. Hazırladığım bu balayı rotası  Martha Stewart Wedding Türkiye Dergisi İlkbahar-Yaz 2016 sayısında yer aldı. Buda güzel bir hikayedir.

Ana Sayfaya Dön

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir