Anasayfa / Denizci Eşleri / Denizci Eşi Hafize Pur

Denizci Eşi Hafize Pur

Kimse “hayatını sattığının farkında değil!”

Eş’ten uzak.. çocuklarından, dosttan, toprağından uzak..

Sevgili DümenSuyu okurları denizci eşleri röportajımıza Sn.Hafize Pur ile kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Cansu Aktaş’ı,

Sıla Kalkavan’ı,

Ayşegül Elveren’i çok sevdiğinizi biliyoruz. Onlar her satırlarından denizci eşlerinin derdine derman olmaya devam ediyorlar…

Hafize Pur

bidiklarim-babalarinin-gidecegini-ogreninceHafize Pur.. Aslen Yugoslav göçmeni, Atatürk aşığı bir kadın.. İkiz kız annesi.. Çok güçlü bir denizci eşi…

Kendisi Kurumsal bir firmanın Bilgi Teknolojileri Bölümü’nde çalışmaktadır.

Çocukları için eski işinden ayrılmış, çalışma hayatına ara vermişken ani bir karar ile tekrar işine döner.

Onu bu platformda özel kılan denizci eşi olmasıdır…

Denizci eşi olmak insanın kişiliğini çok fazla değiştirir ve geliştirir. Öncelikle güçlü olmak zorundasınızdır. Tüm sorumluluk sizin omuzlarınızdadır. Aynı zamanda hayatı 18 lik yaşamaya çalıştığınız için “hayat beni neden yoruyorsun” şarkısını defalarca söyleyen sizlerden sadece birisidir .(ama oynayarak söylüyorum merak etmeyin) : )

Kocaeli Karamürsel’de yaşıyorum. Yani Karamürsel Alp’in nefes aldığı yerlerde nefes alıyorum. Aslında deniz ile çocukluğumdan beri tanışıyordum fakat eşimi tanıdıktan sonra denizin göründüğünden daha derin olduğunu fark ettim.

Babam askerdeyken deniz subayı imiş. Askerlik anılarında, yaşamında sürekli deniz ile ilgili paylaşımlarda bulunurdu. Aynı zamanda bunda Karamürsel’li olmamızında büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. Eşimle yeni tanıştığımız zamanlarda “Kaptan dediğin ne iş yapar ki?” gibi kafamdaki sorulara, kendimce geminin bir limandan diğerine varışını sağladığını cevabını verip ve hatta nasıl bu kadar yoğun olabiliyorlar diye düşünür dururdum : )

Halbuki öyle değilmiş. Şuanda bir kaptan eşinin “Denizcilik\Kaptan”  demenin ne demek olduğunu, ne iş yaptığını  en  ince ayrıntısına kadar biliyorum.

Deniz ile nasıl tanıştım?

hulinEşim Deniz ile Eskişehir’de Üniversite zamanında bir arkadaşımız vasıtası ile tanıştık. Arkadaşım ile de çok olmamıştı tanıştığımız aslında. Bir gün iş çıkışı arkadaşım beni aradı ve İstanbul’daki arkadaşlarının geldiğini, benimde yanında olmamı istediğini söyledi.

Bende işten çıkmış(hem okuyup hemde çalışıyordum.) iş arkadaşlarımla kahve içiyordum. Tahmin edersiniz ki oldukça paspal, makyajsız ve berduş haldeydim. Saçlarım anne topuzu gibi tepede sıkıca toplanmış, üzerimde en bol kıyafetlerim vardı. Sanırım biraz bunalımda bile olabilirim : )

Birden cafenin önüne geldiklerini söylediler. Beni dışarı çağırdılar ayaküstü sohbet ettik. Eşim ile arkadaşlığımız bu şekilde başlamış oldu.

Okullar kapanmak üzereydi. Yaz okulunda olan eşim ile bir kaç defada Tuzla’da görüştük. Ailem Pendik’de oturduğu için bende onların yanına dönmüştüm. Tanıştık fakat gemiye çıkarken “zor olacak, ben yapamam, hasretlik bana değil” diyerek ayrıldım.

Kader bizi tekrar bir araya getirdi ve şuan “iyi ki” diyorum. Ne kadar güçlü olduğumu, neler yapabildiğim bu şekilde ortaya çıktı diyebilirim. Mesela perdenizi kendiniz asıyor, bahçe mobilyalarınızı kendiniz boyuyor, musluğu kendiniz sıkıyorsunuz. Evinizin İçişler/Dışişler/ Maliye/ Adalet/Sosyal Güvenlik/ Savunma/Ulaştırma /Ekonomi Bakanı sizsiniz  Denizci eşleri tek başlarına bir ülkeyi yönetebilir.

Benzer yaştaki, benzer işi yapan, benzer konumdaki kişilerden farklı kılan nedir?

somadenizci-esleriBen her ne kadar kabul etmesem de, etrafımdakiler çok güçlü olduğumdan bahseder. Kendi kendine yetebilmekten, tuttuğu işi koparan, merhamet dolu, üzgün çocuk görmeye dayanamayan, hayvan sever, bilinçli bir anne olduğumu düşünüyorlar ve bunları duymak beni çok onure ediyor.

Benzer işi yapanlardan beni ayıran demeyelim de, bir bireyi yaşadıkları,hayatı, paylaşımları diğerlerinden farklı kılar bence. Ne kadar çok biriktirirseniz o kadar çok diğerlerinden farklı olursunuz. Ne olduğunuzun iyi ya da kötü farkında olmak önemli bir husus bence. Akılda kalan boyunuz/posunuz/göz renginiz değil, paylaştıklarınız/yaşattıklarınızdır.

Yaşından daha olgun düşünen, çabuk karar verebilen, aktif,yaşamayı çok seven, insan ayrımı yapmadan her insandan bir şeyler öğrenmeye çalışan, iletişimimin güçlü olduğunu düşünüyorum.Doğayı çok seviyorum. Denizi, güneşi, martıyı, böceği, ağacın güzelliğine her gün aşık olan biriyim. 

En güzel Günüm ve En güzel Gecem

Klasik gibi gelebilir ama “Denizci ailelerinin bayramı, seyranı denizcisinin geldiği, kavuştuğu gündür” Her geldiğinde yeniden başlamak, aynı hevesle elele tutuşmak, heyecanlanmak seneler sonra bile yeterli olabilir çoğu insan için. Ama bilinmesi gereken şudur. Aynı heves, heyecanı yaşatabiliyor olmak yine sizin ve eşinizin elindedir. Ben bu konuda şanslı olan kısımdayım. Hayal bile edemeyeceğim güzellikleri, sürpizleri eşim ile yaşadım.

Süpriz Nikah

Tabikide hayatımın en büyük süpriziydi diyebilirm. Bir gün eşim gelip denizci arkadaşları ile bir yemek organizasyonu olduğunu ve benimle tanışmak istediklerini söyledi. İşten beni alıp yemek yiyeceğimiz yere doğru yola koyulduk. Deniz sürekli telefonla konuşuyor, arkadaşlarının işleri çıktığını ve gelemeyeceklerini söyleyip üzülüyordu. supriz-nikah

Yemek organizasyonu Suada’da olduğu için tekneyle karşıya geçip, en azından keyifli bir yemek yiyebileceğimizi konuşarak bende kendisini sakinleştirmeye çalışıyordum olanlardan habersizce Arabamızı park ettik ve gidip yemeğimizi yedik. Deniz’in telefon yoğunluğundan pek yemek yedik mi anlamadım ama olabildiğince sakin olmaya keyif almaya ve eşime destek olmaya çalışıyordum.

O telefon görüşmelerinin hepsinin biraz sonra yapılacak süpriz ile ilgili olduğunu nerden bilebilirdim ki… Ana yemek gelir gelmez, “kalkalım artık” dedi eşim. Şaşırdım! Ne olduğunu anlamaya çalışana kadar beni ikna etti.

Arkadaşları gelemediği için kalkmak istediğini düşündüm. Oldukça gergin gözüküyordu. Suada’da teknelerin yanaştığı yerde fotomu çekerken, tekneden birinin bana seslendiğini duydum. Teknede fotoğrafçı ve kameramanda bei çekiyor tabi. Büyük bir şokla tekneye bindik. Harika hazırlanmış bir masa, hoş bir müzik, ilgiler alakalar… : )

Ben ne olduğunu anlamadan teknede görevli bir bayan Deniz’in yanına giderek kulağına birşeyler söyledi. Deniz OK şeklinde başıyla onayladı. Neler oluyor dedim. Eşim “yetişememişler, bir personellerini karşı kıyıdan alabilir miyiz?” diye danıştığını, birşeyin olmadığını keyfime bakmamı söyledi. Bu arada sürekli foto çektirip ve kameramanla sohbet ediyoruz.

selenkaO anlarımız kamerada, heyecandan konuşamıyor. Verdim cevapların sağlıklı olmadığını biliyor, kameramanın sorduğu her soruda Deniz’e dönüp onay alıyordum Karşı kıyıdan bir kadın ve bir erkeği aldık. Hiç şüphelenmedim açıkçası. Deniz tatmin edici bir cevap vermişti bana.

Biraz önce Deniz’in yanına gelen, teknede görevli bayan bu sefer benim yanıma gelip “Sizi içeri alabilir miyim?” diye sordu. Sebebini sorduğumda “ Nişanlınız çok düşünceli biri, bu anılar ömür boyu bizimle olacak, nişanlımı işten alıp geleceğim, kıyafeti müsait olmayabilir, siz geldiğinde değiştirmek ister mi diye bir sorun dedi bence sizi içeri alalım çünkü çok hoş bir kıyafet seçmiş.” dedi.

Ben tabi o an bom bom bakıyorum “Deniz mi dedi bunları” dedim Meraklar içerisinde kamaraya geçtim. Bir sene öncesi kadar bir arkadaşının düğünü için seçtiğimiz, siyahını beğendiğim halde  ve bana zorla beyazının daha çok yakıştığını onu almam gerektiğini söylediği, evdeki elbisem orada!! En son yardımcı olan bayan sakin olmamı, biraz daha titremeye devam edersem elbisenin fermuarının etimi sıkıştıracağını söylüyordu, hayal meyal hatırlıyorum.. : )

Dışarıya çıktığımda Deniz’in yüzünde şapşal bir gülümseme “hoşgeldin, çok güzel olmuşsun.” Dedi. Heyacandan titrediğim için direkt oturmayı seçtim. Arka planda şu klasik nikah müziğinin çalması ile, biraz önce karşı kıyıdan geç kaldıkları için aldığımız bayan! Cübbesi ile karşımdaydı. Ve çok samimi bir arkadaşım.

Şaşkınlıktan artık ağzım kapanmıyordu. Ve nikahmız kıyıldı. Düğünümüz 24  Ağustos olduğu için  tüm nikah hazırlıkları tamamdı. Sadece ben yeri konusunda kandırıldım. Ve tam 11 gün önce “Evet” dedim hayattaki tüm güzellikleri beraberinde getiren adama… : )

Denizcilik Mesleğini seçmek isteyen genç arkadaşlarımıza aile yaşantısı ile ilgili ne söylerdiniz?

hasretlik-zor-durumAslında bu soruyu çevremden çok fazla duyar oldum. “ Bizim çocuğun Denizcilik okumasını istiyoruz, önerir misin?” leri…

Denizcilik mesleğini çok iyi araştırmaları gerektiğini, sanıldığı kadar kolay olmadığı, evli olanlar ve aynı zamanda çocuğu olanlar için tahmin edilebileceğinden çok daha zor olduğunu vurgulayarak söylüyorum.

Sanırım “dünya’yı gezip görme , farklı kültürleri tanıma, ve maaş skalası” tercih sebepleri arasında oluyor. Kimse “hayatını sattığının farkında değil!” Ömürler demir yığınının üzerinde geçiyor.

Eş’ten uzak, çocuklarından, dosttan, toprağından uzak bir çalışma ortamı ne kadar hayal edilebilir bilmiyorum. Özellikle çocuk olduktan sonra her telefon görüşmesinden sonra boğaz düğümlenmesinin ne demek olduğunu tadıyorsunuz.

Kızlarınızın günde en az dört kere sorduğu “ Anne, babam işe mi gitti? Neden gelmiyor? Ne zaman gelecek?” sorularına cevap verirken, güçlü olmak zorunda olduğunuzu hatırlayıp,  var gücünüzle onlara destek olmak düşünüldüğü kadar kolay olmuyor.  Mesela çocuklarınız ile görüntülü konuşma olmasa evcilik oynayamıyorsunuz.

Yemeklerini sizinle webcam üzerinden paylaşıyor. Siz uzaktan ağzınızı açıp yutmuş gibi yapıyorsunuz. Bana kim diyebilir “dünyayı gezip/görme” fikri çocuğuzun yüzünü senede en az altı ay kadar görememekten, büyüdüğüne,yürüdüğüne, ilk kelimesine, banyodan sonraki kokusuna, hastalandığı zaman yanında olamamaya, okulunun ilk gününe, bir çok anısına şahit olamamaktan daha cazip diye.?

Ya da tüm hayatınız boyunca aldığınız alacağınız maaşları toplasanız hangi geride kalan anıyı geri getirebilirsiniz?

Birde en sevdiklerinizin mutluluğunu, hüznünü tek başınıza gemide yaşadığınızı düşünün. Mesela babanız vefat ediyor ama siz okyanusun ortasındasınız. Neler paylaşabileceğinizi düşündünüz mü hiç o an orada olmak için? Kaç maaş, kaç ülke?

Bu arada eklemek istiyorum, ciddi anlamda bu konuda çok fazla makale okumama rağmen Türküye’deki Denizcilik gün geçtikçe daha kötüye gidiyor. Firmalar bu konuda personeline destek olmuyor. Onları motive edecek hiçbir şey yapmıyor. Duygusuz, makina gözüyle bakılıyor ve ben buna çok üzülüyorum.

soma-denizci-esleri

Denizci eşlerine ve denizci annelere anlatacaklarınız,tavsiyeleriniz anılarınız nelerdir?

Denizci Eşlerine;

Hiçbir problemi, sorunu gemide olan eşinize anlatmayın. Her telefon görüşmesinde son enerjinizle de olsa telefonu çok mutlu, çok heyecanlı açın. (onları en çok motive eden şey sizin sesiniz.) Kendinizi çok fazla onun yerine koyun. Olabildiğince vakit ayırın. Eşinizle çocuklarınız olmadan da tatile çıkın. Birlikte geçireceğiniz vakitleri çoğaltın. Her anınızı kalbinizde olduğu gibi beyninize de mıhlayın. Denizci eşleri ile sürekli iletişim halinde olun. Sizin gibi yaşayanların çevrenizde olması mükemmel bir motivasyon. Hiç olmadı, baktınız çok zor durumdasınız beni özelden arayın hahahha. Ben sizi kendinize getiririm : )

hafize-pur-aile-2

Denizci Annelerine;

Daha çok destek olun. Hep daha çok. Anlayışlı olun. Her problemi aktarmayın. Komşu’nun öldüğü ya da köpeğinizin öldüğü sizin için önemli değil belki, siz üzülüp geçiyorsunuz ama denizdeki adam bu basit olaydan bile çok fazla etkilenebiliyor. “Ölen ya çok sevdiğim biri olsaydı” düşüncesini aklına getirebilir. “Baban çok hasta, hastanedeyiz.” demeyin mesela. Siz derecesini biliyorsunuz fakat sizden uzakta olan adam en kötüsünü düşünüyor. Çaresizce ağzınızdan çıkacak güzel haberi bekliyor.

Gelininize, torunlarınıza eşlerinin/babalarının bur da olmadığını hissettirmeyin. Arayın, sorun, görüşün. Destek olun.

DUYDUNUZ MU?

Denizci Eşleri Buraya! Intermittent Husband Sendromu Nedir?

Denizci Eşleri Buraya! Intermittent Husband Sendromu Nedir? Evden uzakta çalışan babalar döndüklerinde kahraman imajını korumak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir