Anasayfa / Denizci Eşleri / Denizci Eşi Kpt.Ayşegül Elveren Röportajı

Denizci Eşi Kpt.Ayşegül Elveren Röportajı

“Normal karadaki gibi makyaj yapıp süslenip püslenip vardiyana gidemezsin bu biiiiiir 🙂

Bayan olduğunuz için genelde gemideki personel sizin pastane ustası falan olduğunuzu düşünüüüür : )

Bu arada kocam Yavuzu deniz tutar 🙂 kayıtlara geçsin : ) “

Ayşegül Elveren Röportajı

Sevgili Dümen Suyu okurları sadece denize değil aynı zamanda bir denizciye gönlünü kaptırmış bir Ege kızı sizler için sorularımızı yanıtladı. Denizci eşleri, bey babalar, marjinal kaptanlar, denize gönül vermiş insanlar, farklılıkları ile ön plana çıkan denizciler, gemiciler, zabitler, stajyerler ve görünce şaşkınlık duyacağınız bir çok röportaj yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Geçtiğimiz aylarda yayınlanan Denizci Eşi Cansu Aktaş’ın kaleminden dökülenler bu kadar kısa sürede 10 bin kişinin üzerinde bir okuyucu kitlesine ulaştı. Kendisi ile yaptığımız röportajı hala okumadıysanız  Cansu Aktaş Röportajını buradan görüntüleyebilirsiniz.

Bizlere engin tecrübelerini usta kalemiyle harmanlayarak tadı damağımızda kalan Beybabamız Ünal Celasin in röportajı da bir başlangıç ve sizden aldığımız geri beslemelere istinaden devamını ve anılarını okumayı çok istediğiniz yazılardan oldu.

Ayşegül ELVEREN DEMİR Kimdir? 

Ayşegül Elveren…. Ayşegül ELVEREN DEMİR diyelim

10.04.1985 İzmir doğumlu 4 çocuklu bir ailenin en büyük çocuğu olan olan bir Ege kızı..

aysegul elveren aile18 yaşına kadar İzmir de okudum. Bu mesleği tercih edişim aslında biraz komik biraz isteyerek biraz tesadüf. Çocukluğumdan beri su altına  merakım vardı, özellikle köpek balıklarına karşı olan merakım bunda büyük etken oldu diyebilirim. Sürekli su altı ile ilgi dergiler okurdum. Gerçi su altında göremedim ama su üzerinde sonradan köpek balığı görüp tanışmışlığım oldu : ) Ardından üniversite için 2003 yılında Kocaeli-Karamürsel e geldim. Yüksek okulu burada tamamladım. Okul bittikten sonra 1 sene kadar daha Karamürsel de yaşamaya devam ettim, bu süre içerisinde mesleki alanda kendimi geliştirmek ve tecrübe kazanmak için 1 seneye yakın bir süre Özel bir limanda çalıştım. Bu çalışma süre içerisinde işi öğrenecem diye çanta da taşıdım, gemiye yüklenecek olan arabaları da saydım saydım saydım ve artık saymaktan yoruldum : ) Genelde okuldan mezun olduktan hemen sonra  herkes bir anda broker, kaptan ve yönetici  olacağını düşünüyor ve bu ilk iş hayatında birazda olsa bir moral bozukluğu yaratmıyor değil : ) ama daha sonra anlıyorsunuz ki araba saymak bile yıllar sonra meslek hayatınızda tecrübe olarak size kazanç sağlıyor? Nasıl mı? Tabii ki de bir tık kendiniz ilerletip konteyner sayıyorsunuz : ) 2007 senesinde bir arkadaşım sayesinde ( Ortak bir iş kurma  hayalleri ile ) Limandan ayrılıp, asla gelemem yaşayamam diye düşündüğüm İstanbul’a gelmek zorunda kaldım, Allahtan İstanbul un girişi olan Tuzla ya geldim de bir nebze olsa da kendimi rahatlatabildim : ) Ya birde tam istanbul un merkezine gitseydim ne yapardım : ) şaka bir yana her İzmirli gibi İstanbul bana da soğuk geliyordu  fakat  bu mesleği yapmak istiyorsanız İstanbul da bulunmanız sizin için daha avantajlı oluyor. Tuzlada  gemi donatımı üzerine çalışan bir firmada çalışmaya devam ettim. Bu süre içerisinde Asıl hedefim olan Limancılık sektörüne iş başvurularında bulundum ve sonunda Kocaeli-Dilovasında yeni kurulan özel bir konteyner limanında işe başladım. Git gide suya daha çok yaklaşıyordum.Liman yeni kuruluyordu ve buda benim için çok büyük  bir avantajdı, konteyner planlama ve operasyon bölümünde işe başladım ve 2,5 seneye yakın bir zaman bu görevime devam ettim. 2010 senesinde okuldan da tanımış olduğum önce arkadaşım sonra sevgilim ardından eşim olan Yavuz Demir ile evlenince işler mesleki açıdan daha da değişik bir hal aldı .Şuan İstanbul-Tuzla da  yaşıyorum.1,5 yaşında bir oğlum var günlerim onunla dolu dolu geçiyor.

aysegul elveren aile mutluBenim durumumda ve konumundaki bu işi yapan denizcilerle aramızda hiçbir fark olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bizlerin gemi üzerindeki hedefleri ve isteklerinin aynı.

Bizler bu mesleğe ailemizden ve sevdiklerimizden uzak bir iş hayatı yaşarken kariyerimizin de bu zorluklarla doğru orantılı bir şekilde ilerlemesini hedefliyoruz.

Bu meslekte her çalışanın çok iyi bildiği gibi bu iş meslekten daha çok yaşam tarzıdır.

Yavuzla aynı okulda okuduk. Okul zamanında sadece normal selamlaşmanın ilerisine geçmeyen düz bir arkadaşlığımız vardı. Daha sonra Tuzlaya geldikten sonra beraber kaldığım ev arkadaşım Yavuzun arkadaşıydı ve zamanla arkadaşlığımız ilerledi . Yavuz Tuzlada yaşıyordu, bize Güzel ilçesini tanıtarak gönüllü turizm elçiliği yaptı 🙂  O zamanlar Tersanede çalışıyordu ve sık sık görüşmeye başladık. Bir gece yarısı doğum günümde yaptığı sürpriz kutlamayla arkadaşlıktan daha ileriye taşıdık beraberliğimizi. Turizm elçiliğini bahane ederek beni kandırdı diyebilirim. Aslında bu gönüllü elçiliğin bahane olduğunu sonradan anladım. Daha sonra  Yavuz tersanedeki işinden ayrılıp denize çıktı, ben limandaki işime devam ettim. Zamanla aileler tanışmaya başladı süreç hızlandı ve 18.09.2010 tarihinde evlendik ve ardından ani bir karar verip ben işten ayrıldım. Bundan sonra beraber gemiye çıkmaya başladık. Ben stajımı tamamladım, Yavuz hizmetini tamamladı. 2014 mart ayına kadar beraber denizdeydik. Bu süre içerisinde beraberce dünyayı gezdik, dolaştık, çalıştık. Bu arada Yavuzu deniz tutar 🙂 kayıtlara geçsin diye yazıyorum : )  2015 Ocak ayında oğlumuz Yavuz Selim dünyaya geldi. Bu tarihten sonra ben yeni mesleğim olan anneliğe atandım, Yavuz da birazda mecburi olarak karada iş hayatına devam etmek zorunda kaldı. Ama bunu da kayıtlara geçelim lütfen çünkü ailece gitme planlarımız hali hazırda mevcut.

aysegul elveren guverteBelki çok klasik bir anne cevabı olacak ama seninle gurur duyuyorum lafını her anne gibi kendi çocuğuma söyledim. Çünkü her gün gözünüz önünde büyüyen ve ona şekil veren kişi sizsiniz.. Anlattıklarınızın ve öğrettiklerinizin yavaş yavaş size geri dönmesi gerçekten çok gurur duyulacak bir duygu. Gurur duyulan bir anne olmak ve gurur duyulan bir evlat yetiştirmek en büyük arzum.

Gemide geçirdiğim en kötü günü gelinceee.. Her denizcinin genellikle bu soruya vereceği cevap çok büyük bir olay yoksa eğer hemen hemen aynıdır, fırtına, hava, dalga vb. benimde aynı olacak . Amerika seferinde Atlantik okyanusunda 2 kasırganın ortasında kaldık. New york a gidiyorduk ve hatta gittiğimizde limanda vinç devrilmişti, ilk defa böyle bir hava görüyordum. Genelde ben kamaradaki malzemeleri neta edip deniz bağı yapmayı sevmediğimden dolayı (çünkü bu şekilde kendimi evdeymiş gibi hissediyorum) tüm her şey yerle yeksan olmuş vaziyette idi. Etrafa saçılanlara alışkındık fakat kamarada bulunan koltuk ve yatağın yerinden kopup çıkması, dolap kapaklarının kopması ilk defa yaşadığımız bir şeydi bunu unutamıyorum. Ardından köprü üstüne vardiyaya çıktığımda 3. Kaptanın bağlantıları kopan harita masasını tutmaya çalıştığını gördüm. Bunca sallantı ve olumsuzluğa rağmen güzel olan tek şey beni deniz tutmamasıydı. Hatta bu halimi görüp sinirlenenler bile oluyordu 🙂 Demek ki denizcilik ruhumda varmış 🙂 Ama Denizin havası limana yanaşınca bitiyor, bitmek zorunda. Bu psikolojiyi atmanın tek çaresi dışarı çıkmak, gezmek, yeni yerler görmek, yapacağın şeyleri düşünmekten geçiyor.

Düşünüp arkama baktığımda Pişmanlık duyduğum bir şey yok. Sadece şunu söylemek isterim tabi pişmanlık olarak kabul edilebilir mi bilmem . Keşke, daha uzak yola gidip daha farklı kültürler görüp daha da uzun süre limanlarda kalsaydım.

Beybaba tanımına uyacak yaştaki kişiler ile çalışma fırsatım olmadı. Genelde genç personeli olan gemilerdeydim. Ama örnek aldığım bayan zabitler ve bunun yanında kişiliği, insanlığı ve bilgi birikimi ile bir çok konuda yardımcı olan ablalar abiler var tabiki.

Gemide hem kadın hem eş hem personeldim. Bu üç sorumluluğu özellikle 180 metrelik, okyanusun ortasındaki bir gemide laikiyle yerine getirebilmek kimi zaman çok zevkli olsa da kimi zaman çok zordu. Bu Meslekte bayansanız her şeyden önce kendinizi ispat etmek zorunda bırakıldığınız anlar olabiliyor.Seninle aynı konumda olan erkek bir zabitle yapabileceğin işler ayrıştırılıyor .Ben bu ayrışımı yapanlarla aynı görüşte değilim. Kimi zaman bu durum gemideki hiyerarşik düzenin bozulmasına bile sebep olabiliyor. Eğer ki oradaysanız, o maaşı alıyorsanız, her işi yapabileceğinizi bilmeniz gerekir.

  • Gelelim şimdi en merak edilen soruya gemide ne yenilir ne giyilir ne içilir : )

aysegul elveren demır pastaneNormal karadaki gibi makyaj yapıp süslenip püslenip vardiyana gidemezsin bu bir 🙂  Bir kot bir t-shirt  yada bir tulum ve  safety ayakkabı  kontratın boyunca senin en iyi kostümündür. Yemek gemide en önemli unsur, genelde vardiyada en fazla hayali kurulan şey yemek acaba bu akşam ne yemeği var? Gemide en fazla duyduğunuz sözdür, ikinciside maaşlar yatmış mı : ) Bayan olduğunuz için genelde gemideki personel sizin pastane ustası falan olduğunuzu düşünür : ) bir kek bir kurabiye tarifi öğrenmeden gemiye gitmeyin : ).Ben ölmemek için yemek yiyenlerden olduğum için. yemek benim için çok sorun olmadı. Bazen öyle aşçılar ile çalıştık ki yok böyle bir şey diyorsunuz, ama bazen….Uydu telefonu ile Türkiyedeki bir fırını arayıp ekmek nasıl yapılır diye tarif almışlığımız var artık gerisini siz düşünün. Ama her ne  olursa olsun bir bayan olarak bu meslekte olmanın hep gururunu yaşıyorum.

Gerçekten bu mesleği canı gönülden yapmak isteyen bayanların karadaki gibi bir çalışma hayatı olmadığını bilerek kabul ederek bu mesleği seçmeliler. Daha sonrası çok büyük problemlere  ve hayal kırıklıklarına yol açabiliyor.

 

  • aysegul elveren haritaDenizcilik mesleğini seçmek isteyen genç arkadaşlarımıza mesleği kesinlikle öneriyorum. Bu meleği aşkla ve zevkle yapan biri olarak bayan olsun erkek olsun yeniliklere açık sürekli yeni şeyler öğrenmek isteyen, heyecan adrenalin arayan özgürlük isteyen arkadaşlara kesinlikle tavsiyemdir. Bu meslek hem maddi, hem manevi olarak severek yapıldığında sizi doyuma ulaştıracak bir meslektir. Ama şunu unutmayın bu meslek sadece para için yapılabilecek kahrı çekilebilecek bir meslek değildir. Gerçekten sevip yaşam tarzı olarak benimsediğiniz zaman zevkle yapılabilecek bir meslektir.

 

  • Son olarak bebek sahibi olmak isteyen kadın denizcilere anlatacaklarınız, tavsiyeleriniz ve anılarınız nelerdir?

Hamile kalmayı düşündükleri 3 ay öncesinde folik asit alıp bol bol balık yesinler demeyeceğim tabiki 🙂  Denzicilikte bir söz var hani Yarınlar için bugünlerden vazgeçiyoruz diye vazgeçmeyin ertelemeyin yapın çocuğu 🙂 Oda bir şekilde bu meslekte büyüyor bilinçleniyor. Biz her zaman çocuğa göre bir hayat yaşamayı değil çocuğun bizim hayatımıza kattıklarıyla beraber bir hayat yaşamayı şeçtik. Ben gemideyken 2,5 aylık hamileydim. Tabiki de hamile olduğumdan haberim yok o sıralarda gemide çılgınlar gibi spor yapıyorum. Sürekli yoruluyorum ama havadandır diyorum kendi kendime. Geminin de o sıra Türkiye seferi yoktu. Gemiden  bir iş görüşmesine gidebilmek için ilk Türkiye seferinde gemiden ayrıldım. Daha sonrasında hamile olduğumu öğrendim. Hamilelik süreci boyunca gemiye çıkmadım. Daha sonra işte Yavuz Selim doğdu ve bizim işimizin deniz boyutu farklı bir hal aldı. Şuan Yavuz selim 1,5 yaşında bu sefer maceramıza kaldığı yerden 3 kişi devam etmeyi planlıyoruz.

Ayşegül DEMİR

Daha fazla röportaj okumak için röportajlar sekmemize tıklayabilirsiniz.

DUYDUNUZ MU?

Denizci Eşleri Buraya! Intermittent Husband Sendromu Nedir?

Denizci Eşleri Buraya! Intermittent Husband Sendromu Nedir? Evden uzakta çalışan babalar döndüklerinde kahraman imajını korumak …

Bir yorum

  1. Canım arkadaşım, ne güzel anlatmışsın mesleğimizin zorlu ve bi o kadar da zevkli yanlarını. Seninle gurur duyuyorum ve iş hayatının, annelikte olduğun gibi başarı ile devam etmesini temenni ediyorum. Allah selamet versin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir