Anasayfa / Denizci Eşleri / Denizci Eşlerine Tavsiyeler-Cansu Aktaş

Denizci Eşlerine Tavsiyeler-Cansu Aktaş

Cansu Aktaş | Denizci Eşlerine Tavsiyeler

Öncelikle tüm dümensuyu sakinlerine yeniden merhaba. Uzun sefere çıkan eşi karada beklemek… Derin bir ahhhh!!! çekmek geliyor içimden. Mevzu ciddi, mevzu özlem ve sabır yüklü… Yani epey ağır Yaşayan bilir… Didem Madak ’ın dizeleri geldi aklıma;

 

didem madak“Güçlü bir el silkeledi beni sonra

Sanırım Tanrı’nın eliydi.

Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan.

Çok şey görmüşüm gibi,

Ve çok şey geçmiş gibi başımdan,

Ah… dedim sonra

Ah! “

 

Hayatımız sınav ya hani, bizimde payımıza özlemek ve sabretmek düştü…

Bunlarda bizim zorlu ama ödülü paha biçilmez sınavlarımızdan biri diyelim… Öğretici, güçlendirici, inanç besleyici, şükrettirici, kıymet bildirici, aşk tazeleyici bir sınav… Allah kuluna taşıyamayacağı yükü vermezmiş ya hani. Öyle işte… Güçlüyüz…

         Konuyu açmak isterdim ama yazıya çok duygusallık sızacak… Melankoliğe bağlamak istemiyorum yoksa özlem tutmuş yüreklerimiz biraz acıyabilir. O yüzden iyi taraflarına bakalım güzelleşelim, ruhumuza gülücük açtıracak sözler edelim. :))

[ad id=”959″]

         Karada eşlerimizi beklerken öncelikli tavsiyem kulaklaları tıkamak diyebilirim. Çünkü biliyorum ki etrafınızda ağzı olan konuşuyordur. Herkes kırk yıllık denizci kesilmiştir. Deniz suyu değmemiş kuru cümlelerini sıralarlar habire size. Olur olmadık anlarda,özlemden harap bitap düştüğünüz zamanlarda çat diye yüreğinizin özlemden kavrulan yanını vuruverip canınızı daha da acıtırlar.

Hem en zayıf, hem en güçlü yanınızdan vururlar. Kimileri bilerek kimileri bilmeyerek bam telinize basar. Özellikle çevre ve aile baskısı sizi epey yorabilir. Aileler eşiniz gemideyken size karşı daha ilgili olabilirler. Onların hala küçük çocuğu olduğunuz için tavsiyelerine uymanızı beklerler. Oysaki siz başka şey istersiniz. Onlar başka…

cansu aktaş not

Eşinizin ailesi de sizi oğullarından emanetmişsiniz gibi hissedip koruyup kollamak isteyebilir. Bunda hiçbir problem yoktur. Ancak sizin sınırlarınıza, kararlarınıza müdahale söz konusuysa bu süreç, dengeyi bulana kadar biraz sıkıntılı geçebilir. Herkesin doğrusu başka, o yüzden bana kalırsa siz kendi doğrunuzu yaşayın derim.

Belkide doğru bildiğiniz yanlıştır, hiç önemli değil. “Ben sana demiştim” ler sıralanabilir. Aldırmayın, bu hayat sizin ve sorumlulukda size ait. Belki de doğrunuzun, yanlış olduğunu öğrenmek için yaşamak gerekiyordur, kimbilir… Sıcağı öğrenmek için yanmak gerektiği gibi…

Eşiniz gemide olsa da sizin bir hayatınız var. Kendinizi ihmal etmeyin. Biliyorum ne yaparsanız, ne yaşarsanız yaşayın hep eksik hissedersiniz kendinizi. Marine Traffic ten gözünüzü alamazsınız.

Her pazar kuru fasülyeleri hesaplarsınız.

Onunla içtiğiniz çayın tadı başkadır. Gözlerinizin içi yıldız yıldız parlaktır. Onunlayken baktığınız her yer hd kalitesinde görünür gözünüze.

Her şey başkadır ve de daha güzeldir ama kendi başımıza da tam yaşamayı öğrenmeliyiz. Bekleyerek geçmemeli bu süre. Dolu dolu yaşayarak geçmeli. Yani, hayat devam ediyor. Denizci eşi olmanın getirdikleri ve götürdükleri var. Böylesi eşlerimizi de daha mutlu eder diye düşünüyorum.

gemide telefon

  • Denizcinin parası pul, karısı duldur!
  • Her limanda bir sevgilisi vardır
  • Bu bayramda da mı gemide bu adam, özel günlerinizi hep ayrı mı geçiriyorsunuz?”
  • Sen nasıl dayanıyorsun bu kadar süre ayrılığa? Böyle evlilik mi olur?
  • Gözden uzak olan gönülden de uzak olur!
  • Nasıl güvenebiliyorsun? Kesin seni aldatıyordur!
  • Kızım siz ne vakit yan yanasınız? Bu adam hep gemide!

diye cümlelerle biz denizci eşleri sıkça karşılaşırız… Aldırmayın demesi kolay biliyorum ama kimsenin sizi üzmesine izin vermeyin. Sadece dinleyin, üzerinize almayın. Çünkü onlar sizinle aynı şeyleri yaşamadı,yaşamıyor. Sizin eşinizi bile tanımıyor.Herkes kendi yaşadıklarının sonucu hayatta öğrendiklerini sizinle paylaşıyor. Bazen de bunlara gülüp geçin. Nefesinizi fazla tüketmeyin, çünkü sizi, sizin gibilerden başkası daha iyi anlamaz. :)) :))

Karada Bir Eş Beklemek

Evlendikten sonra eşim iki sene kadar bensiz gitti gemilere… Son bir yıldır biz birlikte çıkıyoruz denize.

Tabi öncesinde nişanlılık ve sevgililik dönemindeki seferlerimiz de var. Bu süreç bizi iyice pişirdi. Hamdık, yandık, piştik ve de pişmeye devam ediyoruz.  Uzun bekleyişler konusunda epey kıdemliyim yani. :)) :))

Aileler Ozan gemiye gidince o dönene kadar onlarla birlikte (Milas’ta) yaşamamı istedilerse de ruhum ele avuca, kurala, örf adete ve çevre baskısına sığmadığı için bu süreçleri İzmir’de, yuvamızda tek başıma geçirdim. Kadın başıma koca şehirde, işsiz güçsüz, yaşamayı seçtiğim için biraz tepki gördüm ama bir süre sonra herkes bu duruma alıştı. Böylece bende imkanı bol bir şehirde okuldayken (para azdı ) ve hemşirelik yaparken (gece gündüz çalışmaktan zaman yoktu ) yapamadıklarımı yaparak zaman ve para harcadım. :)) :))

20150403_104724İlgi alanlarıma, beni mutlu eden şeylere yöneldim. Kişisel gelişimle ilgili çeşitli seminerlere, kurslara katıldım. Yaşam koçluğu, NLP, yoga, reiki ile ilgilendim.

Bu süreçte geçmiş dosyalarda (ortaokulda) saklı kalan resim yeteneğimi gün yüzüne çıkarıp fırçayı yeniden elime tutuşturuverdim. Liseden kalma gitarımı tekrar çalmaya başladım.

Hani Mustafa Sandal’ın “yokluğunda ben de çok kitap okudum, aradım, neredesin nerede? ” diye bir şarkısı var ya işte o hesap çokça kitaplara gömüldüm.:))

Tabi bunları yapabilmek için zamana ve maddi güce sahip olmak gerekir. Bu da denizci eşi olmanın güzelliklerinden, faydalarından diyelim. ;))

Sonuç olarak beklemenin getirdiği bu durumu keyif aldığımız, bizi geliştiren, mutlu eden şeylerle ilgilenerek avantaja dönüştürebiliriz. Zaman da bol, para da pul nasıl olsa :)) :)) Çalışan veya anne olan denizci eşleri için durum biraz daha farklı. Ben hemşirelik yaparken kendime zaman ayıramıyordum. Daha çok işime odaklıydım. Zaman yorucu ama yine de hızlı geçiyordu.

Anne olunca nasıl olur bilmiyorum. O yüzden denizci eşi olan annelerin bu süreci nasıl geçirdiklerini buradan okumak güzel olurdu.

Gemide İletişim

Gemide iletişim imkanları eskiye nazaran daha iyi diyebilirim. Artık gemilerde internet yaygınlaşıyor. Uydu telefonları da (bizim gemilerde 60dk lık konuşma süresi 40 dolardı) haberleşme için kullanılıyor. Limanlardan simkart temin edilebiliyor. Özellikle simkart satmak için demirdeyken bile botla gemiye yanaşan satıcılar vardı. Bunların dışında gemilerde özel crewmail sistemi var. Personel gemi bilgisayarından kendine bir hesap oluşturup yakınlarıyla mailleşebiliyor.

Diğer gemilerde nasıldır bilmiyorum ama bizim gemilerde bu crewmail sistemi ücretsizdi. Maalesef haberleşme sıklıkla gemiden karaya oluyor. Benim bildiğim kadarıyla karadan gemiye iletişim, acil durumlar dışında çok yaygın değil.

Denizci Eşlerinin her aradıklarında eşlerine ulaşamamalarının sebebi ise gemideki iş yoğunluğu diyebiliriz. Seyir sırasında, okyanuslarda zaten kişisel telefonlar çekmiyor limana yanaşıncada iş yoğunluğu artıyor. Gece gündüz çalışıyorlar. Hele hele ikinci kaptan limanlarda çok yoğun oluyor. Kendi eşimden biliyorum. :)) Üç dört saatlik uykularla idare ediyor. Bazen de hiç uyuyamadığı oluyor.

Bu konuda denizci eşlerinin anlayışlı olmasından yanayım. Denizcilerinin telefonda konuşmaları, kısa tutmalarının arkasında herhangi bir art niyet aramasınlar. Bu yüzden her zaman sizinle uzun uzun konuşamayabilirler. Önceden ben de telefonu kapatmak istemezdim ama şimdi eşimi daha iyi anlıyorum. Kendilerine kalan dar vakitlerinde dinlenmeye de ihtiyaçları var.

Fleet Management

Eşim kariyerine Aksay’ın gemilerinde başladı ve Aksay kapandıktan sonra da aynı şirketin eski gemilerinde yeni işletmecilerle (Ace tankers ve BSM) devam etti. Chem Fleet’te de bir kontrat çalıştıktan sonra, bir kaptan abimizin telefonu ile Fleet management (FML) Hong Kong da nasibimiz açıldı.

hindistanda bir denizci eşiGemilerinde aile çok olduğunu bildiğimizden ve eşli seyire izin verdikleri için bu şirket tam bizim içindi. Hindistan’a (şirketin personel ve eğitim departmanına ) gitmeden önce şirketle evden bağlantı kurup, e-mail ve telefonla ilk görüşmeleri yaptık. Ardından gemiye katılmadan önceki eğitimler için 21 günlüğüne Bombay’a uçtuk. Bu 21 günlük süre hint personelli gemilerde yaşama konusunda benim için stajerlik gibi bir şey oldu. :))

Yemekleri, kültürleri vs. Tabi her şeylerine ayak uyduramasam da birçok yemeğini yiyebilir düzeye geldim. :)) :)) Bu eşimi sevindirdi.

 

Denizci Eşleri

Aynı derdi yaşayan iletişimde olduğum, görüştüğüm denizci eşleri var. Hemde eşimden bile çok tanıdığım denizdaşlar var diyebilirim. Sosyal medya sayesinde (özellikle facebook, instagram) her geçen gün yolları denize çıkan kaderdaşlarla karşılaşmaya devam ediyoruz. “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.’’ demiş ya hani Mevlana, çok doğru, bu sözü çok seviyorum.

Biz de aynı duygularda buluşup samimi, yürekten arkadaşlıklar kuruyoruz. Denizci eşi arkadaşlarla yüzyüze karada olduğumuz sürece görüşüyorum kimileri ile de farklı şehirlerde olup, hiç görüşemesek bile sadece telefonda konuşup, yazışıyorum. Sanki yıllardır birbirimizi tanıyormuşuz gibi sohbetlerimiz akıp gidiyor.

Kimi zaman sosyal medyada organize olup aynı şehirde yaşayan ama daha önce birbirini hiç yüzyüze görmeyen denizci sevgilileri, eşleri ile uygun bir mekan belirleyip buluşuyoruz. Bu buluşmalar çok heyecanlı oluyor. Böyle buluşmalarda bizim masayı uzaktan gören 40 yıllık arkadaşların yıllar yıllar sonra bir araya geldiğini düşünür. Böylesi sıcak ,samimi, hoş bir arkadaşlık ortamı oluşuyor yani…

Facebook’ta ‘’Denizci sevgilileri ve eşleri’’ ,’’Denizci eşleri’’ gibi çeşitli gruplar var. Eşlerimizi beklerken karşılaştığımız zorlukları, mutlulukları, hüzünleri paylaşarak birbirimize destek oluyoruz. Eşimle birlikte gemiye katılmaya başladıktan sonra bu gruplardaki paylaşımları eskisi kadar çok takip edemez oldum ama ara ara bakıyorum da yeni yeni arkadaşlar gruplara katılmış hoşgelmişler, tazecik deniz esintisi getirmişler. :))

Gelecek

Gelecek bize ne getirir bilemem. Gönlüm hep denizlerde olmayı, dünyanın her yerinde bulunup ama hiçbiryere ait olmamayı istiyor.. Eşimle şimdilik hayalimiz süvari olduktan sonra birkaç yıl daha gemilere birlikte gitmek, sonrasında ise Tanrı’dan yeni kopmuş bir ruha yuva olmak yani anne-babalığa terfi etmek istiyoruz.

Yola üç kişi devam edeceğimiz zamanlarda da, yine deniz bizi karşılayabilir, gemiler yüzen evimiz olmaya devam edebilir :))).. Şirket prosedürüne göre junior Aktaş, bir yaşından sonra bizimle gemilerde yaşayabilirmiş. Aile büyüklerine yavaştan bu ihtimali aşılamaya başladık. Tabi ilahi akışta bizim için hazırlanan plan nedir bilemeyiz. O yüzden uzun lafın kısası olarak “hayırlısı’’ diyelim.

           Denizin benden götürdüğü tek şey Ozan’dı (iyiki zamanında götürmüş yoksa bugünkü ben nasıl olurmuşum) diyebilirim. :)) Çok şükür ki artık deniz, eşimle birlikte beni de yanına kattı. :))

Şimdi maviliklerinde yaşadığım yeni yeni deneyimlerle büyüyorum. Sayesinde kendi içimdeki başka Cansularla tanıştım.’’Kendimi bilmeye’’yöneldim. Daha derin huzuru ve dinginliği mavide yakaladım. Gündoğumlarında,g ünbatımlarında, gecenin karanlığında yaradılışı sorguladım. Denizdeyken ruhuma daha çok bağlanır oldum.

Yavaşlamayı öğrendim. Olanın zaten olduğunu, önüne geçilemediğini kabul ettim. Herkes ruhunun tekamülü için, Yaratıcı tarafından hazırlanmış senaryoyu yaşıyor. O yüzden hiçkimse birinin önünde ya da arkasında değil. Hız yapmaya, bir şeylere geç kalıyorum diye paniklemeye gerek yok…

           Çeşitli ülkeleri görme,farklı kültürlerden insanları tanıma fırsatım oldu. Eşime olan anlayışım arttı.’’Asla’’larım azaldı. ‘’Olabilir,tabiki mümkün’’lerim çoğaldı. Her yeni gemi,her yeni mürettebat ve de her yeni rota insana yeni şeyler katıyor. O zaman gelsin yeni seferler! diyelim :)))

-Eşinizle hayatlarınızı değiştirdiğinizi düşünelim? Sizinle gemiye gelmesini istermiydiniz? Sizce kadın bir kaptanın kocası da sizin gibi yolcu olarak gemiye katılabilir mi?

              Çok fantastik bir soru :))  Öyle bir şey olsa acayip ilginç olurdu. Ben çalışırken, uzun seyirlerde Ozan kesin sıkılırdı. Huysuzluklarıyla beni yorabilirdi ama yine de benimle gelmesini isterdim. Üstelik gemicilerle güvertede goygoy yapar, işleri aksatırdı. Gittiği ilk limandan kesin playstation alır gemide turnuva üstüne turnuva düzenlerdi..

Mutfakta çeşitli et yemekleri pişirip tüm mürettebatı kendine hayran bırakırdı. Limanlarda dışarı çıktığında benden kat kat daha çok para harcardı. Çamaşırları yıkarken açıklar,koyular ve beyazlar olarak kesinlikle ayırmaz hepsini yuvarlayıp makinaya atardı. :)))) Bence kadın bir kaptanın da eşi gemiye katılsa iyi olur ama erkeklerin egosu çok yüksek olduğu için bu çok zor bir ihtimal diye düşünüyorum.

cansu kaptan

-Kaptan (süvari) olsanız ve gemide herşeyi değiştirmeye gücünüz olsa neleri değiştirirdiniz?

  • Aslında değiştirilecek pek bir şey yok gibi ama eklenebilecekler olabilir.  Eğer ben bir kaptan olsam,  CCR(kargo kontrol odası),ECR(makine kontrol) ve köprüüstündeki yoğun radyasyonu önleyecek/azaltacak bir cihazın gemiye alınması için ilgili kişileri zorlardım.
  • Gemide kimin doğum günüyse onun videosunu çeker,ya da gemideki hallerini çeker  ilk limanda eşine veya ailesine gönderirdim. Bu her iki tarafı da çok mutlu ederdi diye düşünüyorum.
  • Gidilen her başka ülkenin limanında akşam yemekleri için o ülkeye ait meşhur yemek veya tatlı her ne var ise tüm personele yetecek kadar gemiye alınmasını sağlardım.
  • Belirli aralıklarla sinema veya belgesel gecesi düzenlerdim. Katılım isteğe bağlı olurdu.
  • Eğer gittiğim gemide playstation yoksa mutlaka gemiye bir tane alırdım. :))

 

        Tabi benim için bunları sıralaması çok kolay. O yüzden hayalperestliğimi hoşgörün lütfen. :)) Son olarak Allah, tüm denizcilerimize selamet versin, kontratı bitenlere de en uygun limanda günler daha fazla uzamadan sevdiklerine kavuşmayı nasip etsin.

 Sevgiler…  Cansu Aktaş…

Cansu Aktaş’ın 20 binden fazla kişi tarafından okuynan ilk röportajını hatırlıyor musunuz?

Cansu Aktaş Röportajı

DUYDUNUZ MU?

Didem Dilar “Denizci Eşleri”

Kim bilir aynı yolları birbirimizden habersiz kaç kez birlikte arşınladık, aynı marketten alış veriş yaptık, …

Bir yorum

  1. Cansu’cum ne güzel bir yazı,ne içten.Tebrik ederim bu arada “böyle evlilik mi olur”en sinir olduğum klişe.Valla gül gibi oluyor yeter ki denizden geleni sev.Bir de şu gemide değişmesi gerekenlerden ikinci madde süper fikir👏bol sevgiler😘

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir