Didem Dilar “Denizci Eşleri”

Kim bilir aynı yolları birbirimizden habersiz kaç kez birlikte arşınladık, aynı marketten alış veriş yaptık, belki onun parası bana para üstü olarak geldi..

İsmim Didem Dilar, 29 yaşındayım. Çanakkale’de yaşıyorum. Özel bir etüt merkezinde Fen ve Teknoloji öğretmeni olarak çalışıyorum. İstanbul üniversitesinden mezun olduktan sonra meslek hayatıma Darüşşifama Eğitim Kurumlarında devam ettim. Belli bir süreden sonra hem yüksek lisans eğitimimi tamamlamak hem de İstanbul’un yorucu temposuna bir son vermek sebebiyle daha sakin bir hayatı tercih ettiğim için Çanakkale’ye ailemin yanına geri döndüm.

Nişanlım Bahadır Pektaş Manta Denizcilik te 3. çarkçı olarak görev yapmakta. Çanakkale’nin bana verdiği en güzel hediye kendisi 🙂

 Aslında onunla aynı ortaokulda okuduk. Benim sıra arkadaşım onun en yakın arkadaşlarından hatta. Üstelik yıllarca aynı sokakta komşu olarak oturmuşuz. Ama birbirimizden hiç haberimiz yok. Hani derler ya aşk tesadüfleri sever kim bilir aynı yolları birbirimizden habersiz kaç kez birlikte arşınladık, aynı marketten alış veriş yaptık, belki onun parası bana para üstü olarak geldi.. Tabi bunları ancak tanıştığımız zaman öğrenebildik.

Hem orta okuldan hem liseden Aysel adında yakın bir arkadaşım var, yıllardır görüşürüz. Bahadırın da çocukluk arkadaşı aynı zamanda. Bir akşam beni dışarı davet etti çok özlemiş 🙂 ” Hani ortaokulda Bahadır vardı ya, o da gelecek” dedi. Bizim okulda çok bahadır vardı ama sosyal medya sağ olsun soyadlarından ayırt etmek kolaydı. Ben de benim için problem olmadığını belirttim.

O gece birbirimizi hatırlamak için çok çaba sarf ettik. mekanlar ortak, insanlar tanıdık ama biz birbirimizi mümkün değil hatırlayamıyoruz. Derken konu konuyu açtı. hep birlikte keyifli bir gece geçirdik. Çocukluğumuzu gençliğimizi yad ettik. Ve günler güzelce geçerken biz kendimizi hiç beklemediğimiz anda hiç beklemediğimiz şekilde bu aşkın içinde bulduk.

Birlikte yepyeni bir yola çıktık. tabi sevgili arkadaşımız daha sonra bize küçük çaplı çöp çatanlık planını anlatınca bu konuda ne kadar başarılı olduğunu fark ettik. Birbirimize bu kadar yakınken bu denli habersizliğimizden bizi uyandırdığı için ona çok şey borçluyuz. Seviyoruz seni Aysel 🙂 Ve ben ondan habersiz geçen her günüm için üzgün ama onunla geçecek güzel günlerim için bir o kadar da heyecanlı ve mutluyum.

Ben bir asker kızıyım. Babam tankçıydı. Üniforma kendimi bildim bileli benim ve ailemin hayatının bir parçası oldu hep. Fakat düğünüm için böyle bir isteğim hayalim yok, zira siyah takım elbise ona çok yakışıyor 🙂 daha bu yola çıkmadan mesleğini hep ikinci plana attım dolayısıyla evlenme kararı alırken mesleğinin ben de bir etkisi olmadı. Onun güzel kalbi, iyi niyetle sevgiyle saygıyla dolu oluşu, zekası, sakin ve dingin yapısı, bana sevgiyle bakan gözleri, gülüşü, elleri.. benim için her şeyin üstünde.

Etrafımdaki insanların Bahadır’ın işini öğrendiğinde verdikleri tepkiler hep aynı oldu

” Ne yani aylarca yanında olmayacak mı?”

” Sen hep yalnız mı kalacaksın?”

“Nasıl güvenebiliyorsun, kesin seni aldatır”

“Her limanda bir sevgilisi vardır” (denizciler için genel düşünce ardından gülüşmeler)

Dışarıdan gören insanlar naif, kırılgan, hassas olduğumu düşünür. Sanırım duygusal ve yumuşak başlı olmam bu izlenimi veriyor. Fakat bir denizciyle beraber olmak, aynı yola baş koymak aslında ne kadar cesur ve güçlü olduğumun bir ispatı.

Bu işin çok büyük zorlukları var. Her iki taraf için üstelik.. Hastalıkta , sağlıkta, sevinçte, üzüntüde hep hayat arkadaşından, sevdiğin insandan uzaktasın. Ama biliyorum ki bunu yaşayan sadece biz değiliz.

Görev kutsaldır. Bizim sağlığımız, huzurumuz, sevgimiz, saygımız daim olsun da tek sıkıntımız zaman zaman ayrı kalmak olsun. Benim felsefem bu.

 

Bir denizciyle beraberseniz ister istemez arkadaş çevrenizde de denizcilerin sayısı artıyor. Zamanla eşler olarak aslında ne çok kendi penceremizden baktığımızı fark ettim. Onlar açısından bazen biz de o kadar az düşünüyoruz ki. bana göre bu iş kalandan çok gidene zor.. Eşlerimize, sevdiklerimize.. Aklınıza gelebilecek her şeyden yoksunlar. Bizim belki de önemsemediğimiz şeyler onlar için kıymetli gemide. Dışarıdan bakılınca onlara hep söylenen

“oh, hayat sana güzel”

“valla çok iyi para kazanıyorsunuz”

“ne çok geziyorsunuz, ben de denizci olacağım”

Ben nişanlımın kaç limanda inemediğini bilirim. En basiti diş macunu bitip alamadığını, canı çikolata çektiğinde yiyemediğini.. Canı çeker diye akşam yemeğinde ne yediğimi söyleyemediğimi.. İnsan yaşamadan bilemiyor bazı şeyleri ama kalp bağınız güçlüyse onun hissettiklerini anlamanıza yetiyor. Ayaklarınız toprağa basmadan, evinize gelipi işin yorgunluğunu atamadan, ev yemeği yiyemeden, sevdiğinizle ailenizle mutlu anlarınızı paylaşamadan, gün batımının keyfini kahve içerek çıkaramadan, sevdiğinizin elini tutamadan geçen onlarca gün.. ben biraz empati diyorum. Getirisi maddi olsa da götürüsü oldukça manevi olan bir iş bu..

İşimi seviyorum. Birilerinin hayatını şekillendirmek, geleceklerinden bir pay almak tarifsiz bir duygu. gurur verici. Bunun yanında gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi çok seviyorum. Ki bunu da Bahadırla, sevdiğim insanla yapmak daha da mutluluk verici. Ona hep derim ki “Sen yanımda oldukça bana her yer Paris :)” Bu yüzden gemiye gitmeye olumsuz bakmıyorum. İlk seferde benim için zor olacaktır diye tahmin ediyorum ama onun varlığı bana her daim güç verir bunu da biliyorum.

İşimin güzel tarafı yaz tatilimin uzun olması. Zaman ve koşullar ne gösterir bilemiyorum ama farklı bir deneyim olacağına inanıyorum ve gittiğimde onun yaşadığı zorlukları, hislerini daha iyi anlayacağıma inanıyorum.

Bir denizciyi sevdiğinizde ona sadece gönlünüzü değil hayallerinizi, sabrınızı, güveninizi de veriyorsunuz. En temel değer Güven. Evet her ilişkinin temelinde güven yatıyor ama bizde ekstra gerekiyor ve karşılıklı olması da şart.

Benim gönlüm bu konuda çok rahat, onun da öyle.. Ve diğer bir gereklilik ise empati kurup anlayışlı olmayı başarabilmek. Araya mesafeler girince kıskançlıklar baş gösterebiliyor. Bu noktada sakin olmak gerekli. Çok sükür ki biz bu konularda çok güzel bir uyum sağladık, ayrı olduğumuz dönemleri sıkıntısız bir şekilde geçirmeyi başarıyoruz.

İnsan sabretmeyi öğreniyor, tekrar hayal kurmayı, beklemeyi.. yalnız başına ayakta kalmayı.. o yokken bile onunla yaşamayı.. Zor ama imkansız değil. Sonunda kavuşmak varsa bütün yollar güzel. Özlemek insanı dinç tutuyor sevgiyi taze saklıyor.

Evet bir filmi birlikte izleyemiyorsunuz ya da güzel bir haberi birlikte kutlayamıyorsunuz. O gemide, olumsuz bir şey yansıtmayayım diye yeri geliyor üzüntünüzü saklıyorsunuz yeri geliyor sesini bile duyamıyorsunuz günlerce haber alamıyorsunuz. Güneşli bir günde el ele yürüyemiyorsunuz, kedileri birlikte sevemiyorsunuz, hatta benim gibi eşinizin her sene doğum gününü uzaktan kutluyorsunuz.. Ki biliyorum ki ilerde evlendiğimizde çok daha büyük şeylerden mahrum kalacağız.

Hep duyuyoruz, eşinin doğumunda yanında olamayanlar, düğününe yetişemeyenler, çocuğu hastalandığında hastaneye bile götüremeyenler.. Bu noktada en baştan tüm bunları göze alarak yola çıkmak gerek, son an da ben yapamıyorum deyip pes etmemek, üzülmemek için..

Ama tüm bu yapamadığınız şeyler birlikte geçirdiğiniz tüm anların daha değerli olmasını sağlıyor. Beraber geçirilen her saniye daha anlamlı daha dolu oluyor. Sevgi dolu Aşk dolu günleriniz olsun. Selametle 🙂

Didem Dilar

Ana Sayfaya Dön

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir