Anasayfa / Denizci Eşleri / Sitem Ateş Röportajı

Sitem Ateş Röportajı

Ben bir ayın 32. Günü, yılın 53. Haftasıyım…

“Sitem Ateş, her limandaki sevgili”

Gaipten bir ses: Git!

Ümit bir domatesle, yüzyılın romantizmini, tüm dinamiğiyle ayaklarım altına serebilir ve beni mest edebilir, hala! : )

Denizci Eşi 5.Kaptan Sitem Ateş Röportajı

DümenSuyu: Belirtmek isteriz ki sizinle tanışmamız bu kadar geciktiği için üzgünüz. Size ait bir fotoğrafın sosyal medya hesaplarımızdan  birinde yayınlanması vasıtasıyla tanışmış olduk ve biz bu rastlantı için minnettarız. 2009 dan beri denizlerde  olduğunuzu yazmışsınız. Biz sizi araştırdık öğrendik fakat siz kendinizi  bir de okuyucularımız için anlatırmısınız?

Sitem Ateş: Öncelikle bir ekip olarak, işini ciddiye alan, bir amacı ve idealleri olan bir ekip olarak yaptığınız tüm işleri, hedeflerinizi ve çalışmalarınızı ilgiyle izlediğimi ve takdir ettiğimi bilmenizi isterim. Tanışıklığımız biraz geç olsa da, sizlerle yolumuzun bir yerde kesişmiş olmasından mutluyum. Ayrıca aşağıdaki sorularda da görüleceği gibi, bu kadar iyi ve özenle yapılmış araştırmayla hazırladığınız soruları keyifle yanıtlayacağım. Umarım okurlarımız da aynı keyifle okurlar…

sitem-ates-kopruustu

Hayatımın akışını değiştirecek, gemiyle uzun ve uzak bir sefere çıktığım ilk güne kadar, çeşitli birçok zamanda kulağımda gaipten bir ses: Git!

2008 küresel ekonomik krizine kadar, çeşitli sektörlerde pazarlama iletişim uzmanı, proje danışmanı ve basın-halkla ilişkiler uzmanı olarak çalıştım.(Ses: Git) 2008 küresel ekonomik krizini Türkiye’ de otomotiv, makine, tekstil, denizcilik alanındaysa yedek parça üretimi yapan çeşitli sektörlere danışmanlık yaptığım; krizin neden olduğu tüm sıkıntıyı baş ağrısı olarak yaşadığım bir dönemde, çalışma hayatına bir süre ara vermem gerektiği düşüncesiyle kıvranırken; Ümit’ de on yıldır çalıştığı eski devlet şirketi, özelleştirmeyle armatör firması haline dönmüş Deniz Nakliyat’tan ayrılmış, evde dinleniyordu.

(Ses: Git) O zamana kadar, Deniz Nakliyat’ın gemilerinde eş göndermeme prensibi nedeniyle birlikte sefere çıkma hayallerimiz, bir türlü kuvveden fiile çıkamamıştı. Ancak ben çeşitli zamanlarda Nakliyat’ın gemilerinde ve dönemin farklı konularda ün salmış birkaç kaptanıyla, dahili seferlere çıkma şansına nail olmuştum. İlk olarak, ilk ayrılığımızın, ilk birkaç ayında Dil İskelesi Limanından İzmir’e bağlanan bir sefere davet edilmiştim.

Denizi o zamana kadar ilk olarak 14 yaşlarında görmüş(Ses: Git), 1998 yılında üniversite öğrenimi nedeniyle İstanbul’a gelinceye kadar pek de yakından tanıma şansı bulamamış, ancak vapurla iki yaka arasında gidip gelmiş, bir gemiyle açık denizde sefere çıkma fikrine hep hayal olarak bakmış biri olarak, böyle bir ihtimal bile benim için çok ulaşılmazken, gerçeğin kendisi olmuştu. Bir denizci eşi olarak, oldukça uzun yıllar önce başlayan ilişkimizde, iletişimimizi Türk Radyo üzerinden, ödemeli aramalarla ve oldukça uzun aralıklarla yaptığımız zamanlardı.

O sıralar uydu telefonu yoktu ve internet günümüzde olduğu gibi temel iletişim aracı değildi. Ümit’in Avrupa ya da Uzak Doğu limanlarından nadiren yazdığı e postalar, uzun uzun kağıda yazılmış mektuplar gibi gelir, o duyguyla okunurdu.(Ses: Git) Türk Radyo’dan ödemeli aradığı bir görüşmemizde, ses kalitesinin kötü olması nedeniyle birbirimizi çok zor duyduğumuz bir konuşmada, görüşmemizi sağlayan radyo görevlisi ile şöyle bir anımız olmuştu:

Ümit: ……….(ne söylediği anlaşılmıyor)

Ben: Ümitciğim seni duyamıyorum, söylediklerin anlaşılmıyor.

Ümit: ……….

Sonunda radyo görevlisi dayanamayıp araya girer: Seni çok seviyormuş, çok özlemiş!

Ben: Ne olur söyleyin ben de onu çok özledim.

Radyo görevlisi: Sitem’de seni çok seviyor

Zamanla Ümit’in Nakliyat yılları benim için dahili seferlerde birkaç günlük seyir ve Türkiye limanlarında misafir olduğum gemilerde, “her limandaki sevgili” misyonuyla yüklendiğim bir başka gerçek olmuştu (Ses: Git). Öyle ki, eşimin ne iş yaptığını soran insanlara, onların algılarına nereden yüklendiğini bilemediğim, hayatında hiçbir denizi görmemiş insanların bile algısında bir şekilde yer etmiş “her limanda bir sevgilisi olur” bilgisinin karşılığı olacak şekilde, gemilerinin gittiği hemen her limanın tek kadın misafiri ve yolcusu olarak, tek sevgilisi olacak şekilde dühul olmuştum Ümit’in meslek hayatına. Tabii ki bunu sadece özlemle ve aşkla, yanında ve bir arada olma ihtiyacıyla yapmış, zamanla anlayacağım şekilde, bir denizcinin hayatındaki bazı boşlukları doldurmuştum : )

umit-sahin2002 yılından beri, yani yaklaşık olarak 14 yıldır beraberiz. Ümit o sıralar 3. veya 4. Kaptan olarak çalışıyordu. Gemide ve birlikte bulunduğumuz geçen yaklaşık 8 yılda ben önce 4., sonra 3., sırayla 2. ve nihayetinde kaptan olarak bir şekilde hep çalıştım Ümit ile. Sonunda kulağımdaki o ses, git diyen ses,içine altı ay boyunca ihtiyaç duyabileceğim her şeyle birlikte bir bavula girip yol oldu bana. 2009 yılının ocak ayında, Manta Denizcilik şirketine ait G. İnebolu Gemisi ile ilk uzak seferime çıkıncaya dek geçirdiğim tüm zamanda, aslında okullu bir denizci kadar hizmetim ve tecrübem oldu denizde.

3. Güverte zabitinin tüm güverte ve safety sorumlulukları, 2. Zabitin seyir, revir sorumlulukları, 1. Zabitin yük ve personel sorumlulukları ile Kaptan olduktan sonraki tüm süreçlerde bilfiil çalışmış ve tanık olmuş bir denizci olarak, tek eksiğimin bir diploma olduğunu rahatlıkla söyleyebilecek kadar tecrübeliyim denizcilikte. Öyle ki ilk uzak seferimin, açık denizlerimin kaptanı olan Abdülbaki Akagündüz tarafından, G. İnebolu ve sonraki tüm gemilerimde de geçerliliğini koruyacak 5. Kaptan nişanımı almaya layık görülmüştüm.

Sonraki yıllarımda ve yollarımda, denizlerimde ve gemilerimde, yazılarımda ve imzalarımda, hep bir 5. Kaptan olarak gezdim dünya denizlerinde. Hatta bu imza ile gezdiğim yazı denizlerinde, ülke denizcileri pek de hoşgörü ile yaklaşmadı diyebilirim bana. Geçmiş zamanlarda Vira Haber, Deniz Haber, 7 Deniz ve Dipnot Tv dergilerinde yazdığım çeşitli denizcilik ve seyahat yazılarında hep “5. Kaptan mı olur, gemide kaptan bir tanedir : )  ‘bir evin bir oğlu’ gibi her geminin bir kaptanı olur” mealinde ciddi uyarılara maruz kaldım : )

Kimi zaman bu durumu ben bir ayın 32. Günü, yılın 53. Haftasıyım şeklinde anlatmaya çalıştıysam da, birçok insanın mesleki hassasiyetlerine çarptım : ) Sonuç olarak ve pek kısa olmasa da sevgili eşim Ümit ve denizle tanışıklığım böyle olsa da, aslında ben kısaca şöyle tanımladım kendimi: “2009 yılından beri Uzakyol Kaptanı eşiyle Dünya denizlerine ve ‘denizden varılan kentlere’ çizmiştir hayatının rotasını. Yedi farklı gemiyle çıktığı yolculuklarda; 40’dan fazla ülke, sayısız kent, değişen insan yüzleri ve yaşayışla, gemiye katılmak üzere uçakla çıkılmış yolculukların dışında, uzun süren deniz yolculuklarının ardından ve hep bir limanın kapısından tanık olduğu yaşayışla, Yedi Deniz’in büyük kısmını görmüş, okyanuslar aşmış, birçok kültür tanımıştır…”

Sitem Ateş Röportajı

DümenSuyu: Denizcimizi de tanımamız açısından bize anlatırmısınız? Kimdir? Hangi  şirkettedir? (neden bu şirketi seçiyor) Ne süredir süvari beydir?  2.kaptanlığı ve süvariliği esnasında gemide bulunduğunuz dönemde sizler  için değişen neler oldu?

Sitem Ateş: Yaklaşık on dört yıldır birlikte olduğum eşim Ümit T. Şahin, şu anda Uzakyol Kaptanı olarak çalışmakta. Yaklaşık 20 yıllık meslek hayatında önce 10 yıl Deniz Nakliyatı şirketinde yalnız olarak, 2009 yılında ise benimle birlikte, Nakliyat yıllarında yanımızda ilk 4. Kaptanlığını yapan sevgili arkadaşımız Kerim Can’ın yoğun ısrarı ile tanıştığımız Manta Denizcilik Şirketinde ve birkaç farklı gemisinde çalışmaya başladık. Denizdeki evim gibidir. Yıllardır farklı birkaç gemide, tüm çalışanlarının ve patronlarının arkadaşlıkları, iyi niyetleri, bana karşı gösterdikleri tüm özen ve jestlerle(evet günümüz ekonomik koşullarında bile gerçekten çok iyi şartlarda ve büyük özverilerle desteklediler beni); Ümit’in mükemmeliyetçi meslek etiği, profesyonel bakış açısı, bir domatesin dünyadaki varlığıyla sınanmış adalet duygusu ve tabi benim üstün öğrenme becerilerimJ, yorulmak bilmeyen çalışma tempom, bir joker gibi ihtiyaç duyulan her yerde nazır varlığımla bulunduğum alanlarda hayatı kolaylaştırma çabam ve bunca yıl yazı denizlerimde gemilerini yüzdürdüğüm Manta Denizcilikle iş ve dostluk ilişkilerimiz hala sürmekte!

sitem-ates-manzaraEski denizcilik kültüründen gelen biri olarak, öyle hizmetim doldu hemen ikinci veya hemen kaptan olacağım diyen bir denizci olmadığı için 2011 yılında kaptanlık ehliyetini alıncaya dek 6 yıl boyunca 2. Kaptan olarak çalıştı Ümit.2011 yılından beri, Uzakyol Kaptanı ehliyeti ile gemide Süvari olarak çalışmaya başlayıncaya dek, bütün 2. Kaptanlık sürecinin tüm sıkıntılarını aslında hep ben çektim : ) Sabah 04.00 de uyandığım ikinci kaptan vardiya saatlerinden, bitmek bilmeyen stajyer işlerine, limanlarda yükleme- tahliye işlemleri, draft surveyi, ambar temizliğinden güvertede gemicilerle raspa boyaya kadar tüm işlerde, en az kendisi kadar çalıştırdı beni deJ Sorumlu olduğu personel ile ilişkilerinde hep adil olmaya çalıştığı onca zaman boyunca, kuzine kontrolünde, ellerim belimde arkasından bir 2. Kaptan gölgesi gibi gezerken, sınırlı kumanyayla idare ettiğimiz günlerde, kuzinede tezgahın üzerinde yemeğe karışmak için hazır bekleyen domateslerden bir tane almak istediğimde “-bugün gemide kimse domates yemedi, sen de yemeyiver” uyarısıyla karşılaşıncaya kadar, 2. Kaptan eşi ve geminin 5.kaptanı olarak birtakım imtiyazlara sahip olduğumu zannettim hep. Ancak o an, geminin alabandalarının dışında, daha sert, daha kırılmaz bir duvara çarptığımı anladım. O zamana dek hiç karşılaşmadığım bir yönüne çarpmıştım Ümit’inJ bu meseleyi kişiselleştirmeli miyim, yoksa adalet duygusuna saygı mı duymalı bilemeden, gün boyu sersemce dolaşmıştım peşinden. Sonuç olarak o bir tek domatesi yiyemedim. Bugün hala bir tek bütün domates benim için çok anlamlıdır. Yani Ümit bir domatesle, yüzyılın romantizmini, tüm dinamiğiyle ayaklarım altına serebilir ve beni mest edebilir, hala! : ) O bunu, bu açıklığıyla bilmiyor ama, aramızda kalsın.

Sonra Kerim Can, evlilik ve çocuk gibi daha karasal gerçeklerle tanışınca, Canbaz Shipping Group’da operasyon uzmanı olarak çalışmaya başladı. Her ne kadar henüz operasyon müdürü olamamış olsa da üzerimizde oynadığı oyunlarla aslında operasyonel her müdürlüğü sonuna kadar hak eden, gittiği yere götüren yoğun ısrarıyla en son Canbaz Denizcilik’de çalıştık birkaç ay. Burada da önce Kerim Can’ın varlığıyla iyi ve rahat olsak da, daha sonra şirket yönetimi ve patronlarıyla kurduğumuz iyi ilişkiler, değişen zaman ve kuşakla, algı ve umutlarla inşa etmeye çalıştıkları yeni anlayışla evimizde hissettik hep. Umarım yakın gelecekte farklı ve ortak projelerde de adımızı birlikte duyabilirsiniz!(spoiler içerir : ) ) Japonlar gibi, çalıştığı yerden emekli oluncaya dek ayrılmayacak Ümit, benimle denize çıkmak için ilk şirketinden ayrıldıktan sonra Manta ve Canbaz Denizcilik’ de çalışmış olduk. Anlaşılacağı üzere hem kaptan, hem 5. Kaptan olarak : )

DümenSuyu: 2 adet kitabınız var bunlar bize anlatmak istermisiniz?

Sitem Ateş: Neredeyse tümünü gemilerde yazdığım iki kitabım var evet. İlk kitabım bir öykü kitabı. 5 uzun öyküden oluşuyor. Birtakım kişisel nedenlerle yayın aşamasındayken geri çekip, bir süre daha bekletme kararı aldım o kitabı.

Daha sonra ikinci kitabımı ve ilk romanımı yine gemide yazdım. Üzerine fazla şey söylemeyeceğim ancak ilk akla gelen konusu ne sorusuna: Bir gemiyle dünyayı gezerken, geminin ambarlarına aldığınız çeşitli yükün yanında, tanık olduklarınızın heybenizi nelerle doldurduğunu evrensel sorular ve sorunlarla anlatan, oldukça renkli bir denizcilik romanı diyebilirim. Şu sıralar yayın aşamasında. Editoryal çalışması bitti, kapak hazırlandı ve sanıyorum iki ay içinde tüm kitapçılarda ulaşılabilir durumda olacak.

DümenSuyu: Aşağıdaki yazı aslında bir çok denizci eşinin dillendirmediği bir  durum. Hiçbir denizci bunları yapmaz ama : ) siz yine de işin magazinsel kısmına değinmek ister misiniz?

“Bazen varış limanı ile ilgili bilgi eşleri rahatsız etmemek için(denizci  eşlerinin rahatsız oldukları limanlar vardır, Ukrayna, Tayland, Brezilya  gibi) söylenmez, bazen maaşlar tam olarak söylenmez ve şirketlerle bu  yönlü anlaşmalar yapılır, bazen de duruma ve yerine göre başka konularda  başka sözler, söylenmeyenler… Sırası geldiğinde kimseyi incitmeden ve  hiçbir hassasiyete de dokunmadan paylaşacağım bu durumları, sanırım  burada yazmaya devam ettikçe beraber yaşayacak, göreceğiz.”

Sitem Ateş: Dipnot Tv’ ye yazdığım bir yazı bu Bir denizcilik dergisi olmadığı için, denizleri ve denizcileri anlatırken, yazıyı renklendirip magazin yönünü güçlendirmek için rahatça yazdığım şeyler! Hepimizin de bildiği gibi hiçbir denizci, hele Türkiyeli denizcimiz öyle limanlarda sanıldığı gibi gönül eğlendirmez. Ukrayna, Tayland, Brezilya, Küba gibi ülkeler bayii toplantılarının yapıldığı oldukça sıkıcı ülkelerdir, bunu da herkes bilir zatenJ Öyle çokça para harcanacak limanlar, limanlarda kadınlar, kadınların varlığıyla kavgalar olacak işler değil tabiî ki. Hatta gemideyken ben bile herhangi bir kadından o kadar uzak kalıyorum ki, Küba’ da gemiye sağlık kontrolü için gelen bir kadın doktorla ikinci defa karşılaştığımızda sarılıp öpmüştü beni. Bense o klasik film karelerinde olduğu gibi, ellerim arkasında dokunsam mı dokunmasam mı bilemeden, heyecandan ne yapacağımı şaşırmış halde kalakalmıştım. Sonra fark ettim ki o zamana kadar gemide olduğum geçen 6.5 ayda hiçbir kadın eli değmemişti elime! O zamana kadar erkek denizcilerle aramızdaki tek fark bu duyguydu sanırım. Sonra ben de bazı şeyleri söylemedim

sitem-atesKaptanhaber, Deniz gazete ve 7deniz isimli sitelerde ve Birikim dergisinde yazılarınızın yayınlandığını farkettik, bu süreç nasıl  gelişmişti, hala yazıyor musunuz? dümensuyu.com nun hepsini geride bıraktığını da belirtmek isteriz : ) http://www.denizvegemi.com/en-iyi-denizcilik-siteleri-2016/

İlk olarak, sanırım 2010 yılında Vira dergisinde yazmaya başladım. Bu dergide çalışan bir arkadaşım vardı ve ben gemiye çıktıktan sonra onlar için yazıp yazamayacağımı sordu. Zaten yazıyla ilişkisi çok iyi, iş hayatındayken de ürettiğim bütün projeler için metinler hazırlayan, aynı zamanda edebiyatla çok ilgili biri olduğum için, böyle bir teklif bulunmaz bir nimet olmuştu benim için. Daha sonra da yazılarıyla tanınan biri olarak başka mecralarda da yazmaya başladım. Bir yıl süreyle buraya yazdıktan sonra, iki yıl kadar da Dipnot Tv için yazılar kaleme aldım. Gemiye çıktığım ilk günle başlayan yazılarım, zamanla gemide yaşam, denizcilik ve seyahat yazıları şeklinde devam etti. Denizhaber, Kaptanhaber,7 Deniz, SeaNews gibi dergilerde de periyodik olmasa da yazılarım yayınlandı.

Birikim Dergisi ise aynı zamanda uzun yıllardır okuru da olduğum bir düşünce ve kültür dergisi. Henüz bir yazı yazdım ancak yazmaya devam etmeyi umuyorum…

Şimdilerdeyse Türkiye denizcilik tarihinde yayınlanmış deniz mecmualarının retrosu denilebilecek Yeni Deniz Mecmuası için yazıyorum. 3 ayda bir yayınlanan, denizi ve denizciliği ekonomiden savunmaya, edebiyattan spora her yönüyle ele alan bir dergi. Bana sayfalarında yer veren tüm dergilerime, tüm editörlerime de teşekkür ve selam ederim…

DümenSuyu’nun ise denizleri ulaşıldıkça ulaşılmaz, dilerim daha büyük izlerle sürdürür yolculuğunu…

DümenSuyu: Denizcilik bunca yılda sizden ne aldı-ne kattı? Gemide geçirdiğiniz en  iyi ve en kötü günü bize anlatırmısınız?

Sitem Ateş: Sefere çıkıp, gemide ve açık denizlerde, okyanuslarda kaldığınız aylar boyunca arkada bıraktığınız hayatınızın tüm detaylarını, defalarca kez izlediğiniz bir filmi, her seferinde başka detaylarına takılır gibi dikkatle ve dışarıdan izlersiniz. Önce, karadayken, gündelik rutinlerin koşuşturmaları arasında durup düşünmeye pek fırsat bulamadığınız, anlayıp tanımlamaya yeterli zaman ayıramadığınız zamanın ve detaylarının sınırlarına dokunursunuz. Bir anlamda kendinizin dışına çıkıp, kendinizi ve çevrenizdeki her şeyi izleyen biri olarak bakarsınız hayatınıza.

sitem-ates-gemideBir yanı özlemle büyür, yoksunluklar, ayrılıklar, kaygılar ve belirsizliklerle; diğer yandan, her şeyden kaçabilseniz dahi o an evrende kendinizden kaçamayacağınız tek yer olan bir gemide, denizin ortasında her şeyi düşünmeye, tanımlamaya, anlamaya ve her şeye hazır olmak gerekliliğiyle içinizde büyüyen şeyleri olgunlaştıran bir algıyla donanırsınız. Özellikle okyanusta, ongünler süren o yolculuklarda zamanın dışına çıkıp, zamana sahip olduğunuzu sanırsınız.

Evrenin büyüklüğünü, dünyanın evrendeki küçüklüğünü, insanın gerçeği içinde hayat ve toplumsal kültürel yargıların algılarımıza yüklediği normlarla, kendi dev aynalarımızda nasıl boş şeylerle uğraştığımızı, ne kadar çok tükettiğimizi, ne kadar zararlı olduğumuzu(birbirimize ve doğaya karşı), açlıkla, savaşlarla, hastalıklarla, kavramlarla, iktidarlar, diktatörler ve hırslarla, yokluk ve yoksunluklarla yaşayan dünyanın bir yarısına karşı nasıl da iki yüzlü ve bencilce yaşadığımızı anlayacak kadar çok şey gördüm denizlerde ve denizlerden vardığım dünyada. Gördüklerimi tanımlayacak kadar çok okudum, okuduklarımı düşünecek kadar çok zamanım oldu denizde. Bir sinefil kadar çok film izledim belki. Ailem ve sevdiğim birçok insandan uzak kaldığım, sahip olduğumu sandığım çok şeyi hiç kullanamadığım, bazen kaygılardan, bazen özlemekten ölesiye yorulduğum o zamanlarda; her tahliye limanında yeni yükleme limanının belirsizliğiyle heyecan yaratan yollarda olmaktan, yol almaktan, her yol alışta dümen suyumu izlemekten çok keyif aldım… Deniz aldığı kadar vermeyi de biliyor!

En iyi ve en kötü gün kavramlarına gelince; her şeyin daha iyisi olduğunu bilmek kadar, daha kötüsü olduğunu da öğretiyor hayat. En çok bunu öğreniyorsunuz zamanla. Bu nedenle en iyi ya da en kötü diyemeyeceğim ancak bıraktığı izlerle diğerlerinden ayrı yerlerde duran anılara sahibim. Görmek istediğim her bir yere çıkan seferlere delice sevinip mutlu olurken, karadaki hayatımda kaçırdığım şeylere özlemle üzülebildim. Sanırım en kötü günüm, üzerinde uzun aylar boyunca yaşadığım bir gemiden ayrılmadan bir gün önce annemin habis bir hastalığa yakalandığını öğrendiğim gündü. Fas’dan Türkiye’ye gelinceye kadar uçakta hep ağladığımı hatırlıyorum…

DümenSuyu: Gelecekle ilgili planlarınızı öğrenebilirmiyiz? Geleceğini planlamak için bu yazıyı okuyan denizci sevgilileri, eşleri, denizcilik  öğrencilerine neler tavsiye edersiniz?

Sitem Ateş: Gelecek planlarımda denizin olmadığı bir hayat düşünemiyorum aslında. Ama denizciliği artık kendi teknemde, yine dünya denizlerinde, keyfe keder sürdüreceğim yolculuklarla yaşamak istiyorum. Bu arada da bir yandan yeni romanlar yazıp, diğer yandan uzmanlık alanlarımı ve birikimlerimi, belki özellikle denizcilik sektöründe paylaşabileceğim yeni mecralarda, danışmanlık edebileceğim faklı alanlarda paylaşmak niyetindeyim. Birkaç projem var, yakında umarım bunları hayata geçirebileceğim alanlara ve zamana sahip olabilirim.

Denizcilik öğrencileri ve denizci eşlerine, ellerinden geldiğince rüzgarı kolaylarına alıp yola çıkmalarını, çok okumalarını, dikkatle bakmalarını ve hayatı kavrayabilecek detaylarla barışık olmalarını öneririm. Bunun yolları herkes için farklı olsa da, ilk koşul yola çıkmak. Yıllar sonra dönüp geriye bakıldığında güvenli limanlarda kalmanın bizi fırtınalardan koruduğunu görebiliriz belki ama görüp yaşamadığımız şeylerin fırsatlarından mahrum kaldığımızı da görebiliriz. Keşfetmenin hazzını çok derinden bilen biri olarak söylüyorum: Gidin!

DUYDUNUZ MU?

Denizci Eşleri Buraya! Intermittent Husband Sendromu Nedir?

Denizci Eşleri Buraya! Intermittent Husband Sendromu Nedir? Evden uzakta çalışan babalar döndüklerinde kahraman imajını korumak …

3 yorumlar

  1. merhaba kitabın adı ne olacak acaba çok merak ettim

    • Merhabalar, kitabın ismi “el incesi”. Pek yakında tüm kitapçılarda ve internette satışa sunulmuş olacak. Teşekkürler☺️

  2. Yüksel meriç

    Tebrik ederim sitemcim. sevgi ile..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir