Türk Denizciliğinin Dünyada ki Yeri ve Sendika!

Yıllarını ailesinden yoksun geçiren denizciler, hayatlarının en verimli dönemlerini bu sektöre verdikten sonra bu ana makinenin bacasından yakıt buharı olarak ayrılıyorlar..

İnsanlığın denizler üzerindeki serüveni Nuh tufanıyla başlar. Tarihsel süreçte insanoğlu bilinmeze yelken açarken ufkun ötesini hep merak etmiştir. Mitler ve hikayeler, yazılı olmayan tarihte bize insanların bilgiye ulaşmadaki sınır tanımaz kaşifligini anlatır.

Günümüz denizciliğinde, denizcileri bir benzetmeyle yorumlamak isteriz; altı pistonlu, içten yanmalı, on bin beygir gücünde bir ana makine düşünün, yakıt pompaları, enjektorler vs. Bu makinenin çalışması için yakıt, verimli olması için de türbin sistemi gereklidir. Çağımızda da denizcilik sektörünü son sistem bir ana makine üzerinden anlatmak istersek, bu sektörü oluşturan her bir eleman bu makinenin mükemmel çalişan birer parçası haline gelmiştir. Armatörler, devletlere ait denizcilik kurumları, uluslararası denizcilik kuruluşları, denizcilik okulları, lojistik şirketleri ve limanlar bunlardan bazılarıdır.

Denizcilik sektörünü bir ana makine olarak düşünürsek, bu makinenin pistonları olarak armatörleri, makinenin performansını sağlayan türbin ve bacayı denizcilik kuruluşları olarak tanımlayabiliriz fakat buradaki esas eleman, yalnız başına atıl olan makinenin, aktif halde kalmasını sağlayan yakıttır. İşte bu sektör de, emek veren deniz çalışanlarının çeşitli motivasyonlarla sektörün ihtiyacı olan yakıt haline dönüştürülme sürecidir.

Dünya denizcilerinin çalışma şartları ve sektörde hizmet verenlerin ülkelere göre dağılımları araştırılacak olunursa çok çarpıcı bazı sonuçlar ortaya çıkar;

ISF/BIMCO çalışma verileri en doğru değerleri vermektedir ve bu konsey ilk verilerini 1990 yılında yayınlamış  en son güncel veriler ise 2011 yılında yayınlanmıştır. Verilere göre OECD (Organisation for Economic Co-operation and Development)  ülkeleri (Türkiye bu guruba girer) , Eastern & Central Europe, Africa/Latin Amerika, Far East and Indian sub-continent bölgeleri başlıca denizcilik sektörüne eleman yetiştiren bölgelerdir. ISF/BIMCO verilerine göre Avrupa, denizci yetiştiren bölgelerin içinde hem eğitim maliyeti hem de denizde çalişacak insan kaynağı yaratmak için elverişli değildir.

ISF/BIMCO 2010 verilerine göre denizcilik sektörüne eleman yetiştiren bazı Avrupa ülke verileri

 

Tüm dünya denizcileri dikkate alındığında ISF/BIMCO 2010 verilerine göre toplam 1 371 000 denizciden Avrupa (özellikle Norveç) vatandaşlarının oranı %18.50 dir. Bu oranın da % 23 ü zabit % 15 i personel olarak görev alıyor.

 

Türkiye dünya denizcilik sektörüne 30 205 zabit / 72 666personel olmak üzere toplam 103 871 çalişan sağlamaktadır ve bu da hiç azımsanacak bir rakam değildir. (Deniz Ticaret Odası 2016/Nisan)

Ülkelere göre sektörde çalışan denizcilerin dağılımları;

 

(International Journal of New Trends in Arts, Sports & Science Education – 2012, volume 1, issue 3/ Seafarers Market)

Armatörlerin dağılımı;

 

Tüm bu rakamlar ışığında bazı sonuçlara varılabilir tabi, ancak şu göz ardı edilmemelidir ki Avrupa vatandaşı olup denizcilik sektöründe görev alan personel genellikle yüksek ücretlerle ve seçme şanslarını kullanarak istedikleri gemilerde görev almaktadırlar.Ayrıca dikkat edilmesi gereken bir hususta özellikle Avrupa birliği içinde bulunup da işsizlik oranı yüksek olan Bulgaristan, Romanya gibi ülke vatandaşlarının denizde çalışmayı tercih ettikleridir.

Tüm bu veriler ve araştırmalarımız sonucunda biz Türk denizcilerinin çok daha etkin ve kendi seçimlerini yapabilecek şekilde donanımlı olması çok önemlidir. Aksi halde çok hızlı büyüyen bu çalişma ortamında kendimize istediğimiz şartlarda çalışma imkanı bulmamız zor olacaktır.

Bir zamanlar bu sektörün lokomotifi olan ülkelerin vatandaşları  (UK, Spain, Portaguse, France vs ) denizde çalışmıyor ve artık bunların yerine görece olarak yaşam standartları daha düşük olan ve işsizlik oranı yüksek ülke vatandaşları tercih ediliyor.

Bunun birçok sebebi var ilk olarak çok daha düşük ücretlerle ucuz işçi ihtiyacı karşılanmış oluyor. Bu düşük standartlara sahip, işsizlik oranı yüksek ülke vatandaşları kendilerine dayatılan standartlara razı gelmek durumunda kalıyorlar.

Bizim gibi ülkelerde armatörler devlet desteğiyle denizcilerin maaş, iş imkanı (ki bu belirli sınırlamalarla denizcilerimizi sınırlı armatör ve gemiye mahkum etme şeklinde oluyor), sosyal güvenlik gereklilikleri gibi koşulları belirleyerek  minimum gider ve deniz çalısanlarından maksimum performans alma mantığıyla tabiri caizse sektöre denge ayarı veriyorlar.

Söz gelimi neden halen ülkemizde aktif bir denizcilik sendikasi yok, neden halen denizcilik sektöründe meydana gelen kazalar görmezden geliniyor? (Resmi gazetede yayınlanan iş kollarındaki işçi sayıları ve sendikaların üye sayılarına ilişkin  2015 Temmuz ayı istatistiklerine göre Türkiye Denizciler Sendikası üye sayısı  5,767 dir. Türkiyede çalışan aktif gemi adamları sayısıyla (103,871) kıyaslandığında ne kadar az olduğunu görebiliriz.)

Kaldı ki “riskli işler”  kapsamından çıkarılmamıza bile neredeyse hiç ses çıkarmadık. Hatta sektöre yeni giren denizci arkadaşların bir çoğu bu sektörün dünyanın bir çok ülkesinde halen ve ülkemizde de 2008 yılına kadar ağır iş olarak kabul edildiğini bilmiyor.

Sonuç olarak yıllarını ailesi ve yaşamından yoksun olarak geçiren denizciler, hayatlarının en verimli dönemlerini bu sektöre verdikten sonra bu ana makinenin bacasından yakıt buharı olarak ayrılıyor.

Kpt.Onur ERDEM & Kpt.Elif Gizem SÜRER.

Ana Sayfaya Dön

Benzer yazılar

2 Yorum

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir