Anasayfa / Röportaj / Ünal Celasin Röportajı

Ünal Celasin Röportajı

“Ne emeklisi, ben henüz dün okuldan mezun oldum. Yarın yeni gemime çıkmanın heyecanı içindeyim. Hedefim 2044 senesini görmek”

Beybaba Ünal Celasin DümenSuyu takipçileri için sorularımızı cevapladı.

  • Sizi tanımayanlar için bir kaç basit soruyla başlamak istedik. Ünal Celasin kimdir, kaç yaşındadır, nerede yaşar, bilmediğimiz yönleri nelerdir, bu meslekle nasıl tanışmıştır?

Öncelikle “DümenSuyu” sitesini tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.

Bana “where are you from?” diye sorduklarında direk cevabım “I’m from the Ocean” olur. Çünkü hayatımın çoğu orada geçmiştir. Yaşadığım yerdir deniz…

Kimileri limana hemen varmak ister, bense altı mavi, üstü mavi bir ortamda sürekli seyir halinde olmayı arzu ederim. Kevin Costner’ın “Waterworld” isimli bir filmi vardı. Şimdi o filmi hatırladım.

Denizi sevmek, denizle iç içe olmaktır. İnsana huzur verir, gençlik verir. Merak edenler yaşımı öğrendiklerinde inanmazlar. 16.12.1944  Trabzon doğumluyum. Hedefim 2044 senesini görmek. Torunlarım “Bizim 100 yaşını aşmış dedemiz  var” diye öğünsünler ve geleceğe ümitle baksınlar. Onlara uzun süre dedelik yapabilmek için hayata tutunmam lazım. Bunun için 3 şart gerekir:

A- Kafa dinginliği. Bazen şirketimin ofiste çalışanlarına çok acırım “Yazık size be!” derim. Onlar yaşamıyorlar ki? Sadece çalışıyorlar. Bense luna park dünyasında demirden yapılmış cennet adamda nasıl da güzel yaşıyorum bir bilseler. 

Dökmeci gemilerde çalıştığım yıllarda  o ayın popüler kitaplarından alıp hanımla birlikte sefere çıkardık. Hanım okuduğu bir kitap hakkında “Ünal bu kitap senden bahsediyor” deyince ilk işim o kitabı alıp 3 kere okumak oldu ve özetini çıkardım. Epey zaman oldu ama “Ferrarisini satan bilge” kitabını hatırlayanlarınız olacaktır. Kısaca Amerikalı zengin bir avukat olan Robin Sharma her şeyini satıp savarak Himalayalara çıkar, Sivana bilgeleriyle tanışır. Sakin, sessiz, saf bir ortamda 3 sene onlarla birlikte yaşar. Kendinle birlikte olmanın bilgeliğine varır. Sonra memleketine dönerek öğrendiklerini paylaşır. Yaşamdan, ruh zenginliğinden, sağlıklı olmaktan fetva vermeye başlar. Ben de benzer ortamda 49 senedir dünya denizlerinde dolaşmaktayım, o Robin efendiye kaç fark atmam?

Her bakımdan deniz bana sağlığımı kazandırmış, yaptığım mesleği doya doya icra etmemi sağlamıştır. Bu kazançtan genç denizciler nemalanmıştır. “Viya böyle” isminde çok basit bir kitap yazdım. Esasında bizim mesleğimiz basit bir meslektir ama yüzlerce, binlerce küçük küçük halkalardan meydana gelmiştir. Nasıl ki bir zincir en zayıf halkası kadar kuvvetliyse bilmediğiniz bilgi de sizin zayıf halkanızdır. Oradan çaat diye kırılır. O yüzden elimizden geldiği kadar halkalarımızı çoğaltmaya bakalım.

B- Sağlıklı olmak. Buna fit olmak da diyebiliriz. Herkes kötü alışkanlıkların zararlarını biliyor ama bunlardan kurtulmak için bir çabası olmuyor. Sağlıksız olmanın en belirgin göstergesi göbeğinizdir. Apartman komşumuz rahmetli Albert amcanızın 3MA’sı aklınızdan çıkmasın “Ikınma, sıkınma, tıkınma”. Dünya kütüphanesi elinizin altında. Bir tıkla google amcadan istediğinizi öğrenebilirsiniz. Sağlıklı olmak için çaba göstermezseniz karşılığını alamazsınız.

C- Ve spor. Benim olmazsa olmazlarımdan. Gemide benden başka spor yapan olmaz. 72 yaşındayım ve müsait olan her gün muntazaman 1,5 saat koşu bandında yürüyüş yapar, 400 kalori yakarım. Eğer o gemide koşu bandı yoksa gider AVM’den alırım gemiye hediye ederim. Şimdilerde gemilerimizin spor salonlarında masa tenisi bulunuyor ama oynayan yok. 2.kaptanım Engin evladımla Cuba seferlerinde ne oynardık, ne oynardık.. Her ikimizin de burnunda tütüyor o günler.

Kas yoğunluğunuz yaş ilerledikçe düşer. Fazla ağıra kaçmamak üzere kaslarınızı güçlendirici hareketler yapın. Damadım hediye etmişti theraband’ı. İsmini duydunuz mu hiç? 15-20 cm genişliğinde 1,5 m uzunluğunda lastik bir band. Gençliğimizin YAY dediğimiz aleti gibi bir şey ama çok pratik.  Yanımdan hiç ayırmam. Kamaramda  çalışırım. Ortopedik malzeme satan dükkanlarda bulabilirsiniz. Çeşitli kalınlıkta olanlar var, renk renk. Unutmayın, ne ekerseniz onu biçersiniz. Dediklerimi yaparsanız sağlıklı, uzun yaşamın biletini aldınız demektir..

Bu meslekle nasıl tanıştığıma gelince; Anne tarafım İstanbul Beşiktaş’lıdır. Rahmetli küçük dayım beni şimdiki yeri Çırağan sarayı olan Beşiktaş’ın antrenman sahası Şeref stadına götürür, onun önünde denize girip midye çıkartarak tenekelerin üzerinde pişirip yerdik. Ne tatlı lezzetlerdi onlar. İlgimi yan tarafta bir duvarla ayrılmış bitişikteki okul çekmişti. Nasıl da elektrik alıp bağlanmıştım güzel okuluma. Sanki bir sevgili gibi… O, değil Türkiye’nin, dünyanın en güzel okuluydu. Yani, benim bu mesleği seçmem ve denize olan bağlılığım okulumun kendisinden kaynaklanır. 

seref

  • Sizi benzer yaştaki, benzer işi yapan, benzer konumdaki kişilerden farklı kılan nedir?

Hayatı sevmemdir. Eşimi, yavrularımı, torunlarımı sevmemdir. Canım herkes sever diyeceksiniz. Nasıl sever? Sevgisini nasıl gösterir? Eşine ne gibi sürprizler yapar? Bir de çok önemli, ben yaşam suyumu denizden alırım. Sizlere şu satırları da seyir halinde olduğum gemiden yazmaktayım. Sevgiyi doğuran özlemdir. Biz de hasbelkader özlem dolu bir meslek yapmaktayız.

 Bizim sınıfın çoğu kılavuz kaptandı. Onlar 7 sene önce yaş haddinden emekli oldular. Şu anda denizde çalışan 2-3 arkadaş kaldık. Emekliliğin bırakın cismini, ismi bile kötü. Bana “Daha emekli olmadınız mı?” diye soranlara cevabım “Ne emeklisi, ben henüz dün okuldan mezun oldum. Yarın yeni gemime çıkmanın heyecanı içindeyim” diyerek onları şaşırtırım.

Eliniz ayağınız tuttukça muhakkak bir şeyler üretmelisiniz, yapmalısınız, işe yaradığınızı hissetmelisiniz. Onlarca mezunumuz var. Niye okulumuza gidip yaşadıklarınızı, tecrübelerinizi kardeşlerimizle paylaşmazsınız?

Çoğumuz Zirve üniversitesi diye bir üniversite olduğunu ve de bu üniversitenin de bir denizcilik fakültesinin olduğunu bilmez? Bu fakültenin henüz hazırlık sınıfında okuyan bir kızımıza İngilizce hocası bir ödev veriyor “Tanınmış bir kişinin biyografisini” yazın diye. Kızımız da oturup beni yazıyor, göklere çıkarıyor, bana da bir mail’le gönderiyor. Yani Türkiye’de bunca denizcilik okulunun hocaları, dekanları dururken, bunca senenin birikimini paylaşmaya hazır bir kaptanla hazırlık sınıfı talebesi mi iletişime geçecekti? “Sözün bittiği yerdeyim, ilk fırsatta hiç gitmediğimiz Gaziantep’e gelip seni kucaklayacağım” dedim ve izine ayrılır ayrılmaz soluğu Gaziantep’te Zirve üniversitesinde aldım.

okuldaSiz hala mutluluk nedir, nerededir diye mi düşünüyorsunuz? Sanırım 1 resim hepsini anlatmaya yeter.

Hani sorarlar ya hobileriniz nelerdir diye. Çok kişiye ilginç gelecek ilk hobim mektup yazmaktır. Tanımadığım kişilere sayfalar dolusu yazabilirim. Bu yeteneğim üniversite yıllarında başladı. Daha sonra eşime, çocuklarıma sayfalar dolusu mektuplar gönderdim gurbet ellerden. Mektuplar defterlere yazılmış hatıratlara, laptop’lu yıllara gelince hatıratlar resimli romanlara ve dizilere dönüştü. Her sene hayatımızın dizilerine bir isim bile verdim. Daha sonra büyük mektup “Viya böyle” geldi. 72 yaşımda beni en mutlu eden olay yazma hobimi bu yıllara taşımam olmuştur. Kaç kişinin dünyasında fark yarattım bilemezsiniz. Kitap vasıtasıyla benimle iletişime geçen onlarca yavrum (sayıları 200’ü aştı) sayesinde ben ebedi gençliği yakaladım. Varsa o Nirvana denen yer, ben oraya çıktım. Biz sadece meslek konularını mı işliyoruz? Her dala konup, her çiçekten bal alıyoruz. Yavrularım ebeveynleriyle paylaşamadığı kendi iç dünyalarını bana açıyorlar. Acaba ben “Güzin abla”nın erkek versiyonu mu olmuştum? Hatta kendime bir isim bile buldum. Merak mı ettiniz? “Derman kaptan”

Kelimeler insan hayatında çok mu çok önemli değişikler yapar. Acaba karşı cinsiniz  “Seni çok seviyorum”  dediğinde vücudunuzun kimyasında olabilecek değişiklikleri hiç hayal edebiliyor musunuz? Sadece “seni seviyorum” kelimesi bu kadar mı tesirli olur? O zaman çıkalım sokağa, herkes birbirine sevgi çağrıları yapsın, birbirini kucaklasın. Biliyor musunuz ben caddede yürürken bile devamlı tebessüm ederim. Bu tebessümü yakalayan karşı yönden gelen bir adem kişi de tebessüm etmeye başlar. Bunun örnekleri çok. Hangisini anlatsam acaba? Gözümün önünden bir film şeridi gibi geçen mazim bir otobüsün içinde durdu. Bir delikanlı otobüste yerini bana ikram etti. Nerden bilsin benim mesleğimde ayakta durmanın önemli olduğunu ve de saatlerce ayakta durabileceğimi? “Otur evladım” dememe rağmen evladımız çok ısrarcı olunca teşekkür edip oturdum. Cebimden kartımı çıkartıp kendisine verirken “Ev adresini bu karttaki mail’ime gönderirsin” dedim. 2 gün sonra adres geldi. Ben de kitabımı onun adına imzalayıp adresine postaladım. Yavrumuzdan gelen mail’de ne yazıyordu dersiniz? Teşekkürün ötesinde bir cümle kullanmış “İyi ki o otobüse binmişim!”

Ben böyle daldan dala atlarım da “Ya bu kaptan neden bahsediyor” diye konunun temasını kaçırırsınız. Benim konuşma ve yazma sitilim birbirine benzer. Zaten kitap da konuşma diliyle yazıldığı için benimsendi ve denizcilik öğrencilerinin baş ucu kitabı oldu.

Hocalık, yetenek isteyen bir meslek. Belki de insanları henüz meslek seçme aşamasında bir makineye sokmalı, “bundan ne olur”un cevabı aranmalı. Tam burada 12 yaşındaki ilk torunum Gülce’ye 2 sene önce verdiğim röportaj aklıma geldi. Dedim ya, benim mektuplarımın konuları bilgisayarın pencereleri gibi iç içe açılır. Hocası ödev vermiş, yakınlarınızla röportaj yapın diye. Siz de ne güzel, röportaj içinde röportaj okuyorsunuz..

Röportajı yapan: Gülce Ülker

Mesleğiniz:

Uzak yol kaptanı

Bu mesleği seçmenizin nedeni?

Çırağan sarayı yanında bulunan Yüksek Denizcilik Okulu, ambiyansı ve konumu dolayısıyla beni kendine mıknatıs gibi çekti. 47 sene sonra “Ben henüz deniz hayatına başladım” diyebiliyorsam demek ki kendime uygun çok güzel bir meslek seçmişim.

Bu meslekte neler yapıyorsunuz? Tarif eder misiniz?

Gemiyi bir limanda yükleyip diğer limana götürüyorum. Bu bazen 1 günlük sefer oluyor, bazen de 44 günlük (en uzun seferim Belçika – Yeni Zelanda limanları arasındaydı). Tabii ki benim tarifimle bir cennet adası olarak algıladığım gemimde personelimi o adanın melekleri olarak görüp, onlara denizin sıkıntılarını çektirmemeye gayret sarf ederim. Denizcilik tarifiyle onların beybabaları olurum.

Bu mesleğin zorlukları nelerdir?

Mesleğimin en zor kısmı hasretliktir. Kendi çocuklarımın doğumlarında bulunamadığım gibi, torunlarımda da bulunamadım. Bazı denizcilerin ağzında dolaşan diğer zorluklar mesleğiyle uyuşamayanlar içindir.

Bu mesleği seçmeseydiniz hangi mesleği seçerdiniz?

Hangi mesleği seçmem önemli değil, zamanında hangi mesleği yapabilirim, hangi meslek bana uygundur sorularının cevabını alabilmekti. Bugün 70 yaşındayım ve ben içimde daha doğarken hangi mesleğin genleri dolaştığını şimdi çok iyi biliyorum. Bu da “Öğretmenlik” tir.

Mesleğinizi başkalarına tavsiye eder misiniz?

Denizcilik mesleğini seçip, bunun okuluna gidenlere mesleğimin beyaz tarafını, henüz seçmemiş kişilere de siyah tarafını anlatıyorum. Benim denize ilk çıktığım yıllarda iyi bir denizcilik yapılıyordu. Şimdiyse maalesef iyi bir şey söyleyemiyorum.

Kaptan Ünal Celasin (Gülce’nin dedesi)

  • Ailenizi, eşinizle nasıl tanıştığınızı, en güzel gününüzü dümensuyu okurlarıyla paylaşır mısınız?

Eğer anısı olmayan günler yaşamışsanız siz eksik yaşamışsınız demektir. Benim her günüm güzeldir. Zaten buraya kadar okuduklarınızdan nasıl bir kişilikte olduğumu anlamışsınızdır.

Eşim oturduğumuz semtin en güzel kızıydı. Ama hem yatılı okuduğumuzdan, hem de diplomayı alıp hemen sefere çıktığımdan mahallemizdeki o güzelliğin farkında değildim. Benim yerime rahmetli babam farkına vardı ve dikkatimi çekti. “28 Eylül 1971” eşimle hayatımızı birleştirmeye karar verdiğimiz gündür. O güne kadar ne bir söz kesme, ne de bir nişan olayı yoktu. İşte o gün hepsini birden yaptık ve 23 Ekim’de de evlendik.

1972 doğumlu  oğlum Cenk ve eşi Ayşe gelin SDÜ’de akademisyen. Torunum Cesur ile Isparta’da mutlu mesut bir yaşamları var.

1975 doğumlu Ceyda kızım, eşi Serdar damat Yıldız elektronik mezunları sınıf arkadaşı, çocukları Gülce ve Ediz ile aileyi genişlettiler. Happy family nasıl olunur, onun da hikayesini ileriki yıllarda yazarız.

  • En son “… özelliğinden dolayı seninle gurur duyuyorum” lafını kime söylediniz? Hangi özellikti o?

Çocuklarımla ve dünyaya getirdikleri torunlarımla gurur duyarım, iftihar ederim. Bir anne baba çocuklarından ilgi ve alakayı esirgemezlerse muhakkak onlardan iyi bir şeyler çıkar. Örneğin 2004 doğumlu Gülce resim yapmayı çok sever ve özel resim dersi alır. Okulunun artistik jimnastik takımında gösterilere katılıyor. Sosyal yönü çok kuvvetli. Kardeşi Ediz 2008 doğumlu, hocası matematik zekasının kuvvetli olduğunu söylüyor. Anne baba da elektronik mühendisi olduğundan çocuğun ne olacağı belli oluyor taşıdığı genlerden. Barcelona minikler futbol takımında. Baba, yağmur çamur demeden her hafta sonu onu antrenmana götürür. Ayrıca piyano çalar, kayak yapar. En küçük torun 2010 doğumlu Cesur (ben ona Cessu derim) ise henüz bu sene ilk okula başlayacak. 2 senedir satranç kulübünde. Antalya’da yapılan turnuvada seviye atladı. Annesi sıkılmadan haftanın 2 günü yüzmeye götürür, Yabancı hocadan İngilizce ders alır. Evlerinde boyanmamış duvar bırakmamıştır Cessu. Anne zaten güzel sanatlarda hat ve tezhip hocası, baba müzikoloji bölüm şefi SDÜ’de. Evlerinde her türlü çalgı aleti var. Bu kadar malzemeden çok şey çıkar, ama ben en çok doğduğundaki kocaman elleriyle ilgilendim. Bu çocuk basketçi olmalı dedim. Anne baba da uzun boylu. Yani bu yavrumuzdan ileride iyi bir şeyler çıkacağını tahmin edebilirsiniz. Fakat son gurur sözcüğü kızımın ağzından çıktı;

Her zaman anneler/babalar çocuklarıyla gurur duymaz, tam tersi de olur. Sizi çoook seviyorum” diye bir mail gönderdi. Neydi  bu sözü söyleten?

   3

Girne Amerikan Üniversitesindeki söyleşimiz. Talebeler çok güzel bir hazırlık yapmışlar. Kitapta konusu geçiyordu ya, İskandinav yarım adasını aslana benzetmiş, onun sırtında 028 rotasında Murmansk’a giderken duyduğum “28” mutluluğunu resmetmişler..

  • 4
  • Duayen kabul ettiğiniz bir beybaba rol modeliniz oldu mu? Bize kendisini tanıtır mısınız?

Benim pek fazla rol model beybabam olmadı. Onun sebebi 4 sene 4.kaptanlık yaptıktan sonra üçüncülüğü, ikinciliği atlayıp gemi kaptanı olmamdan kaynaklanır. O yüzden mesleğimi kendi kendime geliştirmek zorunda kaldım.

 

  • Y.D.O mezunlarının denizde çalışma yılının mezun olduktan sonra 5 senelerin altına düştüğü bu günlerde genç meslektaşlarınıza ne tavsiye edersiniz? Sizce karaya geçmek için ideal bir yaş var mı? Kendi şirketinizi kurmayı ya da bir şirkette karada çalışmayı hiç düşündünüz mü? Bu konu ile ilgili paylaşmak istedikleriniz var mı? 

Üniversite giriş sınavı sonuçlarına göre kazanıp bu mesleği seçen yavrularımız gemiye çıktıktan sonra denize uyum gösteremeyeceğini anlayıp, başka işlerin peşinde koşuyorlar. İlk önce “Bu mesleği neden seçtim” sorusunu kendilerine sorsunlar. Herhalde bir istatistik yapılsa mesleği parası için seçenler ağır basar. Biraz daha eşeleseler çoğu da tankerci olmak ister. Eğer karada bu meslekle ilgili  başka işleri yapmayı hedefliyorlarsa en az 2-3 sene kaptanlık yaptıktan sonra ayrılmalarını tavsiye ederim.

Karaya ayrılmayı, kendi işimi kurmayı hiç düşünmedim.  Kılavuz kaptanların ayda sadece 10 gün çalışması cazip gelse de beni hiç heveslendirmedi. Babadan, dededen gelme de bir kan bağım yok denizle, ama tesadüfen kendime çok uygun bir meslek seçmişim, bir türlü bırakamıyorum. Yaş haddinden 9 senedir çalıştığım Arkas’tan şirket politikası gereği ayrılacağım.  Şu anda son jübile seferimi yapmaktayım. Allah’a şükür geçinmek için bir paraya ihtiyacım yok. Ama denizde olmaya ihtiyacım var. Çünkü zevk alıyorum, eğleniyorum, gençler için yeni halkalar topluyorum.  Denizde çalışma yılı 5 seneye mi düştü dediniz? Ben 49 seneyi bitirdim ufukta henüz karayı göremiyorum. Hiç belli olmaz, bu yazıları okuyan şirketlerden belki bir iş teklifi bile alabilirim!

  • Gemide geçirdiğiniz en kötü günü bizimle paylaşır mısınız?

2.kaptan vardiyası tehlikelerin en fazla yoğunlaştığı, en fazla dikkat gerektiren vardiyadır. Özellikle 04.00-08.00 vardiyası. Zaten bu yüzden bu saat aralığındaki vardiya kaptandan sonra gelen 2. Kaptan’a verilmiştir. Bu tehlikeler sizin geminizde olmasa bile karşıdaki gemide aynı saatte vardiyada bulunan başka 2. Kaptan’ların akşamdan kalıp uykusuz olmasından başlar, lakayt davranmasına kadar gider. Ama en önemlisi, zamanında Süvari’sine haber vermeyi kendisine yakıştıramaz ve başa gelecek felaketi bekler. Kaptanlığınız 10 yılı aştıktan sonra ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Ben sevdiğim ve takdir ettiğim 2. Kaptanlarımı da böyle yetiştiririm “Aman evladım, kendiniz gibi birini bulmanız oldukça zor, o yüzden 2. Kaptanına dikkat et” derim. Bir şirkette çalıştığım 3.Kaptan hakkında “sıfır” sicil vermiştim. 1 sene sonra şirketin yeni almış olduğu 70.000 tonluk yepyeni gemisine gelen 2.Kaptan benim “sıfır” sicil verdiğim 3.Kaptandı. Daha sonra personel müdürüne telefonla sordum “Nasıl böyle bir hata yaparsınız” dediğimde “Mecbur kaldık Ünal Kaptan, adam yok?” cevabını aldım. Demek adam yok, sürüyle denizcilik okulu var, ama “ADAM YOK”.

İlk önce olayı anlatalım, sonra halkaları toplarız: Açık denizde seyir halindeyiz, sabah 06.00 güneş doğmuş, deniz çarşaf gibi, rüyet mükemmel. Ben uykudayım, birden kamaramın kapısı hızla açılıyor 2. Kaptan “Çarpışıyoruz efendim” diyor ve dönüp gidiyor. Bırakın talebe halinizle bu “çarpışma” kelimesinin sizde uyandıracağı tepkiyi, şu anda gemi Kaptanı görevinde bulunan ağabeyleriniz de bile bir tepki olmaz. Fakaat, hakikatte böyle bir durumla karşılaşınca vücudunuzun ne tepki verdiğini

o zaman anlarsınız. Öyle bir duygu yaşamamıştım o ana kadar. Nasıl anlatsam bilmem ki, nevrim döndü, sanki midem bulandı, acaip bir şeydi. Hemen fırladım. Lumbuzumdan baktım. Geminin önü neta, sancak taraf neta. Allah Allah neyle çarpışacağız biz açık denizde? Keşke köprüüstüne çıkarken kameramı da yanıma alsaydım.
Olayın devamını bekliyorsunuz di mi? Diziler bile en heyecanlı yerinde kesilmezler mi? Benim bu olayım için fazla beklemenize gerek kalmayacak. Çünkü alıntı yaptığım bu yazı “Viya böyle”nin 98.maddesi “Çarpışıyoruz efendim” in ilk satırlarıdır. İlgi duyanlar devamını kitaptan okur.

  • Bu günlerde “denizcilik mesleği bitti” cümlesini sıkça duyuyoruz.  Sizce de denizcilik mesleği bitti mi? Ne zaman ve neden bitti? 

Ne yazık ki bu yoruma katılıyorum. Zaten Gülce’nin röportajında sinyali vermiştim. Öyle pat diye şu tarihte bitti denemez. Yavaş yavaş bitti. Belki şu Baltic Dry Index (BDI) bir fikir verebilir.

8Armatör para kazanmayacaksa, niye yatırım yapsın ki? Az para kazanıyorsa, az paraya düşük kalitede personel çalıştırmak ister. Neden bitti? Bitmeyen, yükselen bir şey söyleyin de oradan konuşalım.  2008 senesinden itibaren dünyayı saran krizden bütün sektörler etkilendi.

  •     Viya Böyle kaç adet sattı? Gemi kaptanları hep çok kültürlü  romantik yazar-çizer insanlar olarak bilinirken neden denizcilikle  ilgili yeterince kaynak-kitap-roman-sinema filmi yok? Bize tavsiye  edecekleriniz var mı? 

Yayıncı firma 1300 adet kitabı 9 senede satamadı. Veya el altından basıp basıp sattı da bana bilgi vermedi. Varsa günahı boynuna. Benim zaten maddi bir beklentim yoktu, olmadı da. Sadece bir miktar kitap aldım. Ama bu kitap sayesinde başka manevi zenginlikler yakaladım. Kaç yavrumun kalbinde taht kurdum bilemezsiniz.

Deniz ve roman deyince yabancı olarak akla hemen Jack London gelir. Tabii “Deniz kurdu”

Yerli olarak Halikarnas balıkçısını tavsiye edebilirim.

Sadun Bora’yı okusunlar..

Yaşları müsait olacaklar ileride basacağımız Oya teyzenin 1.dünya turu – Oya teyzenin 2.dünya turu – Mavi dizi – Seyir defteri – Yakamoz isimli kitaplarımı beklesinler. Ayrıca Singapur – Las Vegas – Newyork + Niyagara şelalesi gibi karadaki gezi notlarımızı da isterlerse okurlar.

2013 yapımı Tom Hanks’in Captain Phillips filmi korsanlar hakkında bir fikir verebilir.

Sade vatandaş Titanic’i macera filmi olarak izleyebilir ama denizciler başka gözle izlemeliler.

Kon-Tiki filmini seyretsinler..  

Herhalde bir 30 senesi vardır. TV’de Kaptan Onedin diye bir dizi vardı. Alakalı bir hoca bu diziyi bulup talebelerine izlettirse ne kadar faydalı olur. O kadar zaman geçmiş belki bulamazlar ama birkaç senedir Karadeniz TV’de devam eden bir denizcilik programı var, onu izlesinler. İsmi “Pruva”. Programı çok güzel sunan 2 emekli telsiz zabitini kutluyorum.  

  • En çok merak edilen soruyu sona sakladık, yeni kitabınız ne zaman  yayınlanacak, adı ve konusu ne olacak?

Öncelikle ikinci kitabım eşime armağan edeceğim sevgi ve mutluluk temalarını işleyen bir çırpıda okuyacağınız”28″ isimli bir kitap olacak. Merak etmeyin sene sonuna kalmadan elinizde olur.

DUYDUNUZ MU?

THY 2.Kaptanı Ebrü Ünsal Röportajı

Çalıştığı kurumda 6 bin pilot var ama onun gibi bu mesleği yapan hemcinslerinin sayısı 200’ü …

5 yorumlar

  1. Beybabaların babası?

  2. muharrem gümüş

    Viya böyle kitabını herkesin okumasını tavsiye ediyorum.
    Camiamız için böyle büyük şahsiyetlerin daha çok göz önünde olması ve tecrübelerini alt nesillere aktarması gerekmektedir.

    syg.
    93 gv

  3. Nevin altuntas

    Ellerinzden operim suvari beyy unutamam köprü ustunde mizika calisinizi eve oya teyzemin size eslik etmesini ve de misir mecaramizi?

  4. Nevin altuntas

    Yanki deniz’in annesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir